KaNeSHiRo
27-05-2010, 11:21
http://img697.imageshack.us/img697/3734/56711.jpg
http://www.sinemasia.com/forum/../gorsel/simleyley/sag_ok.gif Filmi Indir (http://www.sinemasia.com/forum/showthread.php?p=84188#post84188)
Yönetmen ve Senaryo : Duygu Sağıroğlu
Görüntü Yönetmeni : Cengiz Tacer
Oyuncular :
Hülya Koçyiğit, Cüneyt Arkın, Tanju Korel
Konu
İzzet Zeki Baykara..İstiklal Madalyası sahibi bir asker ve emekli büyükelçi. Kızından başka kimsesi yok. Ne olduğu belirtilmeyen bir nedenle dara düşmüş ve Kandilli’deki tarihi köşkü satmak üzere. Bir işadamı, Galip Erksan da bu durumdan yararlanmaya çalışıyor ; “..Böyle bir köşkün satışa çıkarılmış olmasına son derece üzüldüm..Memleketin ender yetiştirdiği bir şahsiyetin sıkıntı çekmesi hepimiz için utanç olmalı. İzzet Zeki Beyefendi, özür dileyerek teklif ediyorum, hissedarı bulunduğum büyük bir şirketin idare heyeti reisliğini lütfen kabul buyurur musunuz?” İzzet Bey ‘..ticari işlerle hiçbir ünsiyeti olmadığını’ ve ‘bunun mesuliyetli bir iş’ olduğunu anlatmaya çalışır ama Galip’in ağına düşmüş bir kere ; “Endişelerinizin yersiz olduğunu söylememe müsaade ediniz..Sizin deruhte edeceğiniz iş sadece dış ülkelerle temaslar temin etmek, uzmanların hazırladıkları mukaveleleri imzalamaktan ibaret olacaktır. Bir takım ticari meselelerle sizi yormaya niyetimiz yok..” Gerçekten de sonraları, İzzet Zeki dört duvar arasında, suçsuzluğu anlaşılana dek epeyce ‘istirahat edecektir’.
Baykaraların durumu, şimdilik düzelmiş gibi. Fırtına öncesi sessizlik. Haldır huldur bir şeyler imzaladığı yeni iş yerinde kızı ile konuşuyor..
Feride ; “..Babacığım okumadan imzaladınız evrakları.”
İzzet Zeki ; “Kızım, onlar bu işleri benden daha iyi biliyorlar. Ben zaten bir şey anlamıyorum ki.”
Günler sonra evlerinin kapısı çalınır ; “..Efendim bendeniz mali polisten komiser Rauf. Lütfen bizimle müdüriyete kadar gelmenizi rica edecektim.” Murat tarafından ‘büyük bir döviz kaçakçılığı ve düpedüz vatan hainliği’ ile suçlandığı mahkemede karar ; “..Türk Ceza Kanununun 472/1 ve onu müteakip maddeleri gereğince sanığın 14 sene ağır hapsine, 340 bin lira ağır para cezasına, bütün menkul ve gayrı menkullerine el konulmasına ve vatandaşlık haklarından mahkûmiyetine..” Feride, belki bir yararı olur umuduyla gittiği Murat’ın evinden kovulur. “Hiç kimseden bu kadar nefret edebileceğim aklımdan geçmezdi. Sizi hiçbir zaman unutmayacağım Murat Özkut.”
İş aramakla geçen haftalardan sonra arkadaşı Erdem’e ait Playboy Club’da Asu Maralman’ın orkestra solistliği günlerindeki sesiyle şarkı söylemeye başlar. Yeni adı ; Canan Öz. “Hülya dolu gözler//Bağlar beni kalbine//Bir ömür boyunca//Ararım seni.” Kaderin cilvesi, Murat da aynı yerde striptiz yapan Liza’nın sevgilisi. ‘Laplaya’ (1964) (Barouh/Van Wetter) melodisi ile Liza’yı almaya geldiği bir gece Feride’yi dinler ve aşık olur. Genç kız, ‘nasıl olduğunu anlamadan kendisini onun annesinin evinde bulur’. “En yakın zamanda, mümkün olduğu kadar çabuk” evlenirler.
Sonrası özellikle delikanlı için zor. Birbirlerini çok seviyorlar ama Feride yaklaşmasına izin vermez. Murat’ı deli ettiği sahnelerin birinde ‘Ölüme Kadar/Ölümden Beter’ (1965) ve ‘Üç Kızın Hikayesi’ (1959) filmlerindekine benzer bir durum var. Köpükler içinde olduğu banyoda, bu kez Ayla Algan’ın sesiyle bir kanto söylüyor ; ‘Darıldın mı Cicim Bana’. Ağız hareketlerinin şarkıyla uyumsuz olması nedeniyle sesi kapatıp tekrar izlediğimizde dinlediğimiz eseri değil ‘Mühür Gözlüm Seni Elden’ (1967) (Ali İzzet Özkan/Neşet Ertaş) türküsünü söylediğini anlıyoruz.
İzzet Zeki ile ilgili düşüncelerinden kuşkuya düşen Murat 14 532 numaralı dosyayı tekrar inceliyor. Asıl suçlunun Galip olduğu anlaşılır. Feride’nin babası kurtulur ama Murat genç kadının Galip’le ilişkisi var sandığı için birleşmeleri yıllar sonra olacaktır.
Feride, Kadri Cerrahoğlu’nun şarkısını Murat’ın göz rengine uygun olarak söylüyor ; “Bir ılık gece gibi//Aşk dolu rüya gibi//Yemyeşil bakışların//Yemyeşil bakışların.”
http://www.sinemasia.com/forum/../gorsel/simleyley/sag_ok.gif Filmi Indir (http://www.sinemasia.com/forum/showthread.php?p=84188#post84188)
Yönetmen ve Senaryo : Duygu Sağıroğlu
Görüntü Yönetmeni : Cengiz Tacer
Oyuncular :
Hülya Koçyiğit, Cüneyt Arkın, Tanju Korel
Konu
İzzet Zeki Baykara..İstiklal Madalyası sahibi bir asker ve emekli büyükelçi. Kızından başka kimsesi yok. Ne olduğu belirtilmeyen bir nedenle dara düşmüş ve Kandilli’deki tarihi köşkü satmak üzere. Bir işadamı, Galip Erksan da bu durumdan yararlanmaya çalışıyor ; “..Böyle bir köşkün satışa çıkarılmış olmasına son derece üzüldüm..Memleketin ender yetiştirdiği bir şahsiyetin sıkıntı çekmesi hepimiz için utanç olmalı. İzzet Zeki Beyefendi, özür dileyerek teklif ediyorum, hissedarı bulunduğum büyük bir şirketin idare heyeti reisliğini lütfen kabul buyurur musunuz?” İzzet Bey ‘..ticari işlerle hiçbir ünsiyeti olmadığını’ ve ‘bunun mesuliyetli bir iş’ olduğunu anlatmaya çalışır ama Galip’in ağına düşmüş bir kere ; “Endişelerinizin yersiz olduğunu söylememe müsaade ediniz..Sizin deruhte edeceğiniz iş sadece dış ülkelerle temaslar temin etmek, uzmanların hazırladıkları mukaveleleri imzalamaktan ibaret olacaktır. Bir takım ticari meselelerle sizi yormaya niyetimiz yok..” Gerçekten de sonraları, İzzet Zeki dört duvar arasında, suçsuzluğu anlaşılana dek epeyce ‘istirahat edecektir’.
Baykaraların durumu, şimdilik düzelmiş gibi. Fırtına öncesi sessizlik. Haldır huldur bir şeyler imzaladığı yeni iş yerinde kızı ile konuşuyor..
Feride ; “..Babacığım okumadan imzaladınız evrakları.”
İzzet Zeki ; “Kızım, onlar bu işleri benden daha iyi biliyorlar. Ben zaten bir şey anlamıyorum ki.”
Günler sonra evlerinin kapısı çalınır ; “..Efendim bendeniz mali polisten komiser Rauf. Lütfen bizimle müdüriyete kadar gelmenizi rica edecektim.” Murat tarafından ‘büyük bir döviz kaçakçılığı ve düpedüz vatan hainliği’ ile suçlandığı mahkemede karar ; “..Türk Ceza Kanununun 472/1 ve onu müteakip maddeleri gereğince sanığın 14 sene ağır hapsine, 340 bin lira ağır para cezasına, bütün menkul ve gayrı menkullerine el konulmasına ve vatandaşlık haklarından mahkûmiyetine..” Feride, belki bir yararı olur umuduyla gittiği Murat’ın evinden kovulur. “Hiç kimseden bu kadar nefret edebileceğim aklımdan geçmezdi. Sizi hiçbir zaman unutmayacağım Murat Özkut.”
İş aramakla geçen haftalardan sonra arkadaşı Erdem’e ait Playboy Club’da Asu Maralman’ın orkestra solistliği günlerindeki sesiyle şarkı söylemeye başlar. Yeni adı ; Canan Öz. “Hülya dolu gözler//Bağlar beni kalbine//Bir ömür boyunca//Ararım seni.” Kaderin cilvesi, Murat da aynı yerde striptiz yapan Liza’nın sevgilisi. ‘Laplaya’ (1964) (Barouh/Van Wetter) melodisi ile Liza’yı almaya geldiği bir gece Feride’yi dinler ve aşık olur. Genç kız, ‘nasıl olduğunu anlamadan kendisini onun annesinin evinde bulur’. “En yakın zamanda, mümkün olduğu kadar çabuk” evlenirler.
Sonrası özellikle delikanlı için zor. Birbirlerini çok seviyorlar ama Feride yaklaşmasına izin vermez. Murat’ı deli ettiği sahnelerin birinde ‘Ölüme Kadar/Ölümden Beter’ (1965) ve ‘Üç Kızın Hikayesi’ (1959) filmlerindekine benzer bir durum var. Köpükler içinde olduğu banyoda, bu kez Ayla Algan’ın sesiyle bir kanto söylüyor ; ‘Darıldın mı Cicim Bana’. Ağız hareketlerinin şarkıyla uyumsuz olması nedeniyle sesi kapatıp tekrar izlediğimizde dinlediğimiz eseri değil ‘Mühür Gözlüm Seni Elden’ (1967) (Ali İzzet Özkan/Neşet Ertaş) türküsünü söylediğini anlıyoruz.
İzzet Zeki ile ilgili düşüncelerinden kuşkuya düşen Murat 14 532 numaralı dosyayı tekrar inceliyor. Asıl suçlunun Galip olduğu anlaşılır. Feride’nin babası kurtulur ama Murat genç kadının Galip’le ilişkisi var sandığı için birleşmeleri yıllar sonra olacaktır.
Feride, Kadri Cerrahoğlu’nun şarkısını Murat’ın göz rengine uygun olarak söylüyor ; “Bir ılık gece gibi//Aşk dolu rüya gibi//Yemyeşil bakışların//Yemyeşil bakışların.”