PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Seppuku (Harakiri) [1962]


aFRo
07-12-2009, 00:09
http://img86.imageshack.us/img86/9688/seppuku7ne.jpg

Yönetmen : Masaki Kobayashi
Yapım Yılı : 1962
Süre : 135 Dakika
Dil : Japonca
Ülke : Japonya
Tür : Dram
Görüntü : Siyah Beyaz
Ses Düzeni : Mono
Müzik : Tôru Takemitsu
Senaryo : Shinobu Hashimoto, Yasuhiko Takiguchi
Yapımcılar : Tatsuo Hosoya
Nam-ı Diğer : Harakiri (ABD), Hara-kiri (Fransa), Harakiri (West Almanya)
Imdb Puanı :8.2/10
'imdb (http://www.imdb.com/title/tt0056058/)
Oyuncular ve Rolleri :
Tatsuya Nakadai - Hanshiro Tsugumo
Rentaro Mikuni - Kageyu Saito
Shima Iwashita - Miho Tsugumo
Akira Ishihama - Motome Chijiiwa
Shichisaburo Amatsu - Retainer
Yoshio Aoki - Umenosuke Kawabe
Jo Azumi - Ichiro Shimmen
Hisashi Igawa - Retainer
Yoshio Inaba - Jinai Chijiiwa
Akiji Kobayashi - (Shôji Kobayashi)


Konu :

17. yüzyıl japonya'sında savaş yılları geride kalınca samuraylar da işsiz kalmıştır. monarşik düzenin öğüttüğü ronin'ler, barış zamanında birer posa olarak görülmekte ve birer birer harakiri yapmaktadırlar. hatta açlık yüzünden onurlarından bile vazgeçip, otorite sahiplerinden para istemekte ve aksi taktirde kapılarının önünde harakiri yapmakla tehdit etmektedirler. böyle bir ortamda yine eski bir samuray olan hanshiro, yerel bir lordun huzuruna çıkar ve seppuku töreni için izin ister...


İndirmek için Tıklayınız (http://www.sinemasia.com/forum/showthread.php?p=43641#post43641)

Kunoichi
23-01-2010, 11:50
çok teşekkürler bu paylaşım için !!
kotam doldu bu site sayesinde !!
gelecek ay ilk bu filmi indireceğim :)

dilos
23-01-2010, 17:05
çok teşekkürler bu paylaşım için !!
kotam doldu bu site sayesinde !!
gelecek ay ilk bu filmi indireceğim :)

Kunoichi..hoş geldin..Seppuku Harakiri mi demekmiş..Kertenkele bu filmden bahsetmişti..yazarsa anlarız artık..

sonkertenkele
23-01-2010, 17:24
sepukku ile harakirinin farkı seppukunun daha onurlu kabul edilmesi ve bi hak olarak tanınması sanırım. ama filmde bu toplumsal yargıları kabullenişleri reddediş var. yazmak istiyorum film hakkında ama zor geliyor toparlaması. ama deniyeceğim bi ara. fakat izlenilmesini tavsiye ederim özünde

dilos
23-01-2010, 17:29
merakla bekleriz efemm..yazınız...

Kunoichi
24-01-2010, 13:08
hoşbulduk diloş :)

seppuku hakkında ansiklopedik bilgi
http://tr.wikipedia.org/wiki/Seppuku

KaNeSHiRo
24-01-2010, 13:09
aaaaaaa...filmin konusunu ve film yorumunu ozet halinde bekliyorum bende...keyifli keyifli okuyup, sonrada izleyecegim....:o

Kele'm...hadi kalemine kuvvet anacim:D:D

dilos
25-01-2010, 18:32
hoşbulduk diloş :)

seppuku hakkında ansiklopedik bilgi
http://tr.wikipedia.org/wiki/Seppuku

okudum..teşekkürler..nedir bu Japonların intihar takıntısı..kendini cezalandırma takıntısı ..aynı harakiri gibi kamikaze lafını da onlar dünyaya öğretti..yok mu tüyen,tırsan yalan söyleyen normal bi adam..
zor zenaat Japon olmak..

Kunoichi
01-02-2010, 10:03
okudum..teşekkürler..nedir bu Japonların intihar takıntısı..kendini cezalandırma takıntısı ..aynı harakiri gibi kamikaze lafını da onlar dünyaya öğretti..yok mu tüyen,tırsan yalan söyleyen normal bi adam..
zor zenaat Japon olmak..

hahaa cidden zor zenaat :E

chibi
01-02-2010, 16:08
hoşbulduk diloş :)

seppuku hakkında ansiklopedik bilgi
http://tr.wikipedia.org/wiki/Seppuku

linki açıp göremedim o yüzden ne yazdığını bilmiyorum ancak benim bildiğim farklar kısaca:
hara(karın) ve kiri(kesmek) kelimelerinden gelir ve intihar yöntemidir bu yüzden onursu bulunur seppuku ise kişinin ölümü seçme hakkını onurlandırmaktır temelinde.herkes seppuku yapamz bunu için klan lideri yada çok üst seviyede bir samuray olmak gerekir.Seppuku da kişi kendini tıpkı harakiride olduğu gibi keser ancak son darbeyi yani ona ölümünde yardım etme onurunu (başını keserek)seçem hakkına sahiptir.Harakiri de ise karnını keser ancak ona yardım edecek ölümünü onurlandıracak kimse olmadığı için ölüm daha acılı ve uzun sürer...
bu kadar lafın üzerine bu filmi hala izlememiş olmaktan dolayı duyduğum üzüntüyü de belirtmek isterim:(

dilos
01-02-2010, 17:24
teşekkürler Chibi..öldürmeseler olmuyo mu kendilerini..ne tuhaf adetleri var bu Japonların..sorumluluk almak..suçluluk hissetmek ..tüymeyi bilmemek..sanki biz..:hu:

Bayram
01-02-2010, 18:09
o kadar çok acıtıyor mu ? acaba ilaç felan alıyorlar mı..

dilos
01-02-2010, 18:14
o kadar çok acıtıyor mu ? acaba ilaç felan alıyorlar mı..

özellikle en acıtacak yöntemi seçiyorlarmış...ıığğhhh..belki uyuştucu falan kullanıyorlardır ..normal adam işi mi bu gerçi biz burda ahkam kesiyoruz Japon olmak lazım derinlemesine anlamaya..

chibi
01-02-2010, 18:15
teşekkürler Chibi..öldürmeseler olmuyo mu kendilerini..ne tuhaf adetleri var bu Japonların..sorumluluk almak..suçluluk hissetmek ..tüymeyi bilmemek..sanki biz..:hu:
valla hayatlarını onurlarına adamış insanlar o dönemde yaşayanlar şimdilerde tabiki bu tür kavramlar çok abartı Japonlara göre kimse seppukuyu düşünmüyor belki intihar oranı en yüksek ülke ama neden çoğu zaman onur falan değil tipik nedenler.Samurayların daha doğrusu shintoizmin özünde saygı vardır çünkü herşey doğa, taş, toprak hatta bir yılan bile tanrı suretidir ve saygıyı hakeder.ölümde aynı şekilde.bu konuda çok iyi bir hikaye var.Samuraylardan biri efendisinin oğlunu alıp gezmeye çıkarır ancak çocuk kaza sonucu boğulur samuray kendi oğlunu aynı derenin yanına götürür ve çocuk kendini suya atar sırf babasının şerefini kurtarmak için...
o kadar çok acıtıyor mu ? acaba ilaç felan alıyorlar mı..
valla Bayram adam kılıcı alıp karnına sokuyor sonr ayukarı çekiyor sonra da yana herhalde acı veriyordur?:cin:

dilos
01-02-2010, 18:24
Samuraylardan biri efendisinin oğlunu alıp gezmeye çıkarır ancak çocuk kaza sonucu boğulur samuray kendi oğlunu aynı derenin yanına götürür ve çocuk kendini suya atar sırf babasının şerefini kurtarmak için...

Allahım ya..benden Samurai olmaz anladım ben..
gurur murur anladım da bu kadarı da cok ..kücücük çocugun beyni böyle yıkanır mı..neymiş şerefi kurtaracak..
Samurai efendi kendini atsaymış suya çocuk atlayacağına..illa daha da eziyet olacak..sadist-mazoist tuhaf -desem...

ben şerefsiz kalayım..niye kadınlardan olmaz böyle şeyler bu hikayeden belli..erkeklerin lüzumsuz işleri...

sonkertenkele
08-02-2010, 15:33
yönetmen masaki kobayshi 2.dünya savaşında japon ordusuna görev verildiğinde savaşmayı reddeden ve erlik dışında bi rütbe istemeyen bir pasifist. sepukku ve samurai rebellion filmlerinde iktidarın iki-yüzlülüğünü bireyin iktidar karşısındaki çaresizliğini, güç dengesizliğini anlatıyor. ayrıca onur gibi kavramların iktidarları yüceltmek adına deforme edildiğini anlatıyor. tarihi de kazananlar yazar diyor. sepukku ya da harakiri gibi kavramlar kutsanmıyor aksine eleştiriliyor(ama intihar apayrı bi kavram olduğunu düşünüyorum başka bir tartışma).

filmin konusu ise --- SPOILER --- mı başlıyor ne... eskiden anlı şanlı bi samurayın, lordunun tasfiye edilmesinden sonra kendisinin de değerini kaybetmesi, kankasının sepukku yapması, kankasının oğlunun kendisine emanet edilmesi, kankasının oğlunu kendi kızına kocalık yapmasını istemesi, genç çiftin çocuklarının olması, ekonomik şartların kötüleşmesi nedeniyle maddi zorluklar fakirlik, böyle zor durumların üstüne bi de torunun hastalanması, herşeyin kötüye gitmesi... --- SPOiYLER --- biter.

filmin dramını benim anlatmam çok uygunsuz kaçar. olağan şüphelileri(usual suspects) anlatmak kolay mı birine. film burda anlatabileceğimden çok daha katmanlı.

samurayın kılıcını satmasının(manevi olarak kılıcı ruhunu temsil ediyor savaşçının) maddi doğurduğu sıkıntıları da kılıcı satmamasının sebep olduğu ahlaki açmaz anlatıyor ya da çocuklara konfüçyüs öğretmesi (bi yerlerden tanıdık geliyor mu? - twilight samurai. - evet andırıyor sanki) gibi samuraya yakışmayan işler de toplumsal baskıyı anlatıyor yönetmen. benim çok beğendiğim bir film.

dilos
08-02-2010, 18:05
Anlatımın konuyu çok ilginç yapmış Kertenkele..bunca lafı bir de iyi bir sinema diliyle anlatabilmişse müthiş bir film olmalı..
seyredilecek...

sonkertenkele
15-02-2010, 01:38
...seyredilecek...

tam ne demek istediğini anlıyamadığım için biraz ameliyat yapıcaam.
sey-re-dil-ecek(-acak)
tahminim, (yanlış anlamadıysam) teşhisim sey kök oluyo. şey yani gibi bişi. tanımsızlığı, adlandıramamayı, ismin naapçam şimdi hali.
re ise her ne kadar musicten anlamasam ve hoşlanmasam da enstrimantel, parapisişik bi terim olsa gerek. doğada bulunan canlı-cansız her mahlukatın bir tınısı var.(tınsel şeyleriz yani, onlarda tınsel) bu sey de doğadaki re diye kulağımıza gelen sesi çıkarıyor. tabi bunu nasıl yapıyor? dil ile.(dil ile uslanmayanın hakkı köt-ek...)
demek ki neymiş: şu ana kadar bahsi geçen nesnenin bir dili var ve onun vasıtasıyla re adını verdiğimiz notaya basıyor. ne zaman? sorusunu sorduğumuzda ecek(-acak) yani öngörülebilir future tense(en anlamsız öbek gibi görünse de ecekacak kadar toplumumuz tarafından kabul görmüş ne var? neyse konuya kaldığımız yerden devam edersek...) geriye ne kaldı: fail.
faili nasıl bulabiliriz. doğru soruyla. o zaman hep beraber soralım:

kim?
- gizli özne.
gizli özne kim?
- valla ben diilim.
yalancının?
- yalancıya...

anlaşılmayan bişi var mı!(bu bir soru diil)
sınıf dağılabilir.

not: bu metinde noktalama ve virgüllemelere azami dikkat edilip; hata opsiyon'u minimize edilmiştir. yanlış anlatamadıysam eğer kafanızda oluşabilecek herhangi bir soru erken teşhisle, daha varolmadan yokolmuştur. unutmayın doğru soruları sorarak yanlış yapma olasılığınızı azgeriye -indirebilir- alabilir misiniz?!
not2: parantez içleri okunmadan metin daha anlaşılabilir olabilir (parantez içlerini yemiyen varsa bana versin)
not3: bu metni sevdiklerinize okutmayan.(düşünsene şimdi sen bu metni okuduktan sonra telefon çalıyor. yedi gün içinde ölüceksin diye bişey geliyo. hani var dı breedpitin filmi yedi diye) anlamadım diye kendinizden şüphe etmeyin ama illa kendinizden şüphe edicekseniz, keşke etmeseydiniz.
not4: (yeter bişey daha dersen kafana geçiririm -allaıma kitabıma dinime imanıma sevdiğim herşeye in the name of the father- şu laptopu. şu whyırlıs, hayırsız modeme acımam; şu iki nokta üstüsteye acımam...
not5: önemli olan karşımızdakini iyi dinlemektir. iyi dinlenmenin temel anahtarı da iyi uyumak ve anlamaktır. iyi uyursanız ve anlarsanız çokta dinlemenize gerek kalmaz, soruyu duymadan cevabı verebilirsiniz.( evet sen de. gördün mi bak duymadan anlamadan da etrafınızdakilerle iletişime geçmek arıtk çok kolay,)

dilos
15-02-2010, 11:35
tam ne demek istediğini anlıyamadığım için biraz ameliyat yapıcaam.
sey-re-dil-ecek(-acak)
tahminim, (yanlış anlamadıysam) teşhisim sey kök oluyo. şey yani gibi bişi. tanımsızlığı, adlandıramamayı, ismin naapçam şimdi hali.
re ise her ne kadar musicten anlamasam ve hoşlanmasam da enstrimantel, parapisişik bi terim olsa gerek. doğada bulunan canlı-cansız her mahlukatın bir tınısı var.(tınsel şeyleriz yani, onlarda tınsel) bu sey de doğadaki re diye kulağımıza gelen sesi çıkarıyor. tabi bunu nasıl yapıyor? dil ile.(dil ile uslanmayanın hakkı köt-ek...)
demek ki neymiş: şu ana kadar bahsi geçen nesnenin bir dili var ve onun vasıtasıyla re adını verdiğimiz notaya basıyor. ne zaman? sorusunu sorduğumuzda ecek(-acak) yani öngörülebilir future tense(en anlamsız öbek gibi görünse de ecekacak kadar toplumumuz tarafından kabul görmüş ne var? neyse konuya kaldığımız yerden devam edersek...) geriye ne kaldı: fail.
faili nasıl bulabiliriz. doğru soruyla. o zaman hep beraber soralım:

kim?
- gizli özne.
gizli özne kim?
- valla ben diilim.
yalancının?
- yalancıya...

anlaşılmayan bişi var mı!(bu bir soru diil)
sınıf dağılabilir.

not: bu metinde noktalama ve virgüllemelere azami dikkat edilip; hata opsiyon'u minimize edilmiştir. yanlış anlatamadıysam eğer kafanızda oluşabilecek herhangi bir soru erken teşhisle, daha varolmadan yokolmuştur. unutmayın doğru soruları sorarak yanlış yapma olasılığınızı azgeriye -indirebilir- alabilir misiniz?!
not2: parantez içleri okunmadan metin daha anlaşılabilir olabilir (parantez içlerini yemiyen varsa bana versin)
not3: bu metni sevdiklerinize okutmayan.(düşünsene şimdi sen bu metni okuduktan sonra telefon çalıyor. yedi gün içinde ölüceksin diye bişey geliyo. hani var dı breedpitin filmi yedi diye) anlamadım diye kendinizden şüphe etmeyin ama illa kendinizden şüphe edicekseniz, keşke etmeseydiniz.
not4: (yeter bişey daha dersen kafana geçiririm -allaıma kitabıma dinime imanıma sevdiğim herşeye in the name of the father- şu laptopu. şu whyırlıs, hayırsız modeme acımam; şu iki nokta üstüsteye acımam...
not5: önemli olan karşımızdakini iyi dinlemektir. iyi dinlenmenin temel anahtarı da iyi uyumak ve anlamaktır. iyi uyursanız ve anlarsanız çokta dinlemenize gerek kalmaz, soruyu duymadan cevabı verebilirsiniz.( evet sen de. gördün mi bak duymadan anlamadan da etrafınızdakilerle iletişime geçmek arıtk çok kolay,)

oğlum Kele..iyimisin..
psikopata mı bağladın..
hem komiksin..hem sinirsin..
manyaakkkk_E

dilos
06-12-2010, 20:50
Aporias teknik bir nedenle incelemesini kendisi yollayamamış benden rica etti..benim adıma gönderilmiş bir yorum gibi görünse de yazarı Aporiastır..ellerine sağlık


Seppuku filmini daha iyi anlatabilmek açısından, filmin geçtiği dönem itaberiyle Japon toplumunu anlatmakla işe başlayayım.

Japonya’daki iç savaşın bitimiyle beraber,toplumsal ve ekonomik hayatta önemli değişimler olmuştur.
Klanların (aşiretlerin) dağılması ile neticelenen bu süreçte orduları oluşturan Samuraylar işsiz kalmış ve kendilerine yeni klanlar bulmak için arayışa girmişler, kentlere gelen samuraylar kentlerde yaşıyanlar tarafından hor görülmüş, aşağılanmışlardır.
Bazı samuraylar, yaşamak için klanlara gidip sahip oldukları tek şey olan onurlarını satmayı denemişler ve bunun için klanları Seppuku (harakiri) ile tehdit etmişlerdir.
Bu sahte tehditle ya klana girmeyi başarmışlar ya da seppuku yapmamaları için para almışlardır.
Bu durum karşısında klan reisleri toplanıp, samurai tehdidine karşı ortak bir tutum belirlemiş ve gelen savaşçıları seppuku yapmak için zorlamışlardır ,filmde bu sosyal sorun üzerinden ahlak, egemen olma, modernizim, insan olma meselerini işlemiştir.

Film incelemesine başlamadan önce yönetmen Masaki Kobayashi üzerine birkaç şey söylemek isterim.
Japonya 2. Dünya Savaşına girdiğinde, Kobayashi vicdani redçi olmuş, uzun süre toplama kamplarında yaşamış bir savaş karşıtıdır aynı zamanda Marxist olduğundan nerdeyse tüm filmlerini toplumsal sistem üzerinden ezen/ ezilen, egemen kültürün sıradan insan üzerine etkileri ve modernizm üzerine çekmiştir.
Tabii ki; Seppuku da yönetmenin gözünden ,sol pencereden bakan, ezilenin yanında olan eleştirel bir film olacaktır şunu da eklemeliyim; film 1600’lü yıllarda geçmesine rağmen, günümüz toplumsal çelişkilerini yansıtması açısından halen daha güncelliğini koruyan bir başyapıttır.

Totemle başlar film..korkunç bir totemle.
Geçmişten bakan geçmişin korkularıyla hayat bulan bu totem, geçmişle bugünü bağlar..yaşayan insanların kaybolmuş geleceklerinin geçmişten gelen habercisidir..
Totemin yakın plan çekimlerinden sonra, Filmin geçeceği ana mekan olan, Edo hanedanlığının sarayına hırpani görünümlü bir adam (Hanshiro Tsugumo) gelir. Seppuku yapmak ister ve efendi Satio’nun yanına getirilir.
İkilinin konuşmasında efendi Satio Tsugumo’ya Chijiiwa’nın hikayesini anlatırır, Chijiiwa para koparmak için gelen bir samuraydır,
Satio Chijiiwa’yi zorla seppuku yapması için zorlar hatta bambu kılıcı olan Chijiiwa’ya bu kılıçla seppuku yaptırtır ..belki de sinema tarihinin en acı verici ve bitmeyen sahnesi odur..
Hayatta sadece canı kalan bir adamın öldürülmesi – kendi eliyle – güçlünün acımazsızlığı ve onun karşısında güçsüzün yok olması. İnanılmaz bir sahnedir. Chijiiwa acıdan dilini koparır ,terler, bu dinsel töreni izleyen insanlar dalga geçer, insan yoktur sadece acı vardır,
acının ötesinde tüm insanlığın çektiği çilenin ve çilenin sebeplerinin sardığı bir ortam vardır.

Aslında film Chijiiwa’nın ölmesinden sonra başlıyor.
İnsan ne kadar onursuz olursa olsun onur kavramından öte, bilinçsiz yaşama dürtüsünün işleme sebeplerini anlatmaya başlar.
Hansiro Tsugumo seppuku yapmadan önce, son isteği kendi hayat hikayesini anlatmaktır. Bu hikaye ile biz, Tsugumo’nun çektiği acıları, kızı Miho’ya duyduğu sevgi ve ona bağladığı umutları, en sonda da Ona emanet edilen ve Miho’nun kocası Chijiiwa’nın hayatını öğreniriz.
Hansiro Tsugumo, dağılmış klanında generaldir, samuray efendisidir. Yetenekli bir savaşçıdır. Kızı Miho ile en yakın arkadaşının oğlu Chijiiwa beraber büyümüşler, aralarında da bir aşk vardır.
İç savaşta kaybedilince Tsugumo’nun klanı dağılmıştır,işsiz kaldığından Tsugumo kızı Miho ile şemsiye yapıp fakir bir hayat sürümektedirler. Sonra Miho ile Chijiiwa evlenirler ,çocukları olur. Mutlu bir hayat sürmeye başlamışlarken , bebekleri hastalanır, ekonomik zorluklar altında, Chijiiwa iş arar ama toplumun samurailere bakış açısı kötüdür (Kendi işlerini çalan hırsızlar olarak bakarlar günümüzde Avrupada yaşanan göçmen sorunu gibi.) Yaşamak için, daha doğrusu karısı ve çocuğu için, kılıcını – onurunu – satar, en sonunda da para için seppuku yapmaya kalkar.

Burada çaresizlik ve umutsuzluğun insandan kaynaklı değil sistemin var oluşundan kaynaklı olduğunu gözümüze sokar Kobayashi.
Onurun sadece aldatmacadan ibaret olduğunu temel meselenin yaşamak için savaşmak olduğunu vurgular.

aporias
06-12-2010, 21:30
Chijiiwa’nın ölümünden sonra, efendi Satio’nun üç samuray genareli bir daha kimse bunu demesin diye, insanların acılarıyla dalga geçe geçe, Chijiiwa’nın başını ve bambu kılıcını getirirler. Bundan kısa bir süre sonra Miho ve bebek ölür. Hansiro Tsugumo’yu hayata bağlıyan artık hiçbir şey yoktur. Sadece intikam ve sonra onurlu bir ölüm Seppuku. Zaten film de bu hikayeyi anlatırken sürekli geriye dönüşlerle anlatıyor. Aslında hansiro tsugumo’nun anlatma sebebi çaresizliğe karşı, kendi çıkarlarından başka bir şey düşünmeyen insanlığa karşı meydan okumasınından başka bir şey değildir.

En son sahnede, Tsugumo karnını yardıktan sonra, kafasını kesecek bir savaşçı ister ama yardım için istediği üç kişide orda değillerdir.(Söylediği isimler Chijiiwa’nın başını getirenlerdir.) Hepsi de bir mazaret bildirmişlerdir.Çünkü Tsugumo bu “yiğit savaşçıların” topuzlarını kesmiş, onları onursuz ilan etmiştir. Bu sahnelerin çekimleri inanılmazdır. Terk edilmiş sokaklarda güçlünün güçsüze karşı mücedelesi, kaybecek bir şeyi olmayanların, kaybedeck çok şeyi olanlar karşısındaki zaferini görkemli bir şeklide anlatır. Bu anlatının bu kadar mükemmel olmasındaki sebep kanımca Kobayashi’nin solcu olmasından kaynaklıdır. Aslında bu adamların Seppuku yapmaktan başka çareleri yoktur ama onlar saçları uzayıncaya kadar aşağılık bir şekilde yaşamayı seçmişlerdir.

Adamlarına yapılanı öğrendikten sonra Efendi Satio, Tsugumo’yu öldürme emrini verir. Fakat Tsugumo Adamların çoğunu öldürür ve Filmin başladığı totemin önünde Seppuku yapar. Onurlu bir şeklide ölür. Ölürken güçlüdür. Çünkü hayatındaki temel amacı gerçekleştirmiştir. Sonunda efendi Satio bu olayın duyulmaması için adamlarına emir verir. Diğer klanlara bir hikaye uydurur. Diğer klanlarda Efendi Satio’yu tebrik ederler. Çünkü kendilerini de zor durumda bırakan bu samurailere güzel bir ders vermiştir. Artık kimse bu sahte tehdide cesaret edemeyecektir.

Kobayashi’nin filmleri hangi zaman da geçerse geçsin, hangi hikayeyi anlatırsa anlatsın, mesajı evrenseldir ve insana dairdir. Seppuku filminde bunu görmek mümkün. Eğemenin ahlağı, ezileni yönetmek için kullandığı bir yöntemden ibaret. Kendi çıkarları değişirse, ahlağıda değişiyor. Ezilen buna direnirse, yok olup gidiyor. Modernizm denen olgu tamemen bu “değişim” üzerine kurulu. Değişimi kavrayışı; insanlığın faydacı çıkarları yerine, azınlığın çıkarına yorumlayan bir ideolojik yanılsama. Kobayashi belki de bu yüzden modernizm karşıtlığı her filminin örtük alt metnini oluşturuyor.

sonkertenkele
07-12-2010, 12:26
japon filmleri yer yer önemli mesajlar veriyor.
kendi geçmişiyle yüzleşebiliyor.
klasik dönemde bir çok feodal dönemdeki baskılar üzerine filmler çekilmiş, tarihiyle yüzleşmeye çalışmış.
torture serileriyle baskılanmış bireyin yansımalarını anlattılar.
ada toplumu-izole olmaları sebebiyle ve kurdukları totaliter örgütlenmeyle bireyi silip, sadece toplumu oluşturan değersiz bir yapıtaşı olarak görülmüş.
...Filmin başladığı totemin önünde Seppuku yapar. Onurlu bir şeklide ölür...
totem samuray zırhıydı.
savaşmayı kutsuyordu.
aslında film seppuku-harakiriyi, onurlu ölüme inanmadığını anlatmaya çalışıyor.
insanın kendi dışında yaratılmış sanal kutsala, değerlere feda edilmesinin dramtik bir eleştirisi.
yönetmenin onurlu bir ölüme inandığını düşünmüyorum

dilos
10-12-2010, 09:17
Filmler sağolsun samurai sorunsalı ile ilgili o kadar cok film izledim ki ..
ama indirdiğim halde hala seyretmediğim bir film bu ..
Bunca yazılanı da okuduguma göre seyretmelimiyim bilemedim..
nedir noluyor her şey ayan beyan oldu..

aporias
10-12-2010, 17:21
Bence seppukuyu izlemelisin. Çünkü sinema tarihinin başyapıtlarındandır. Sonra da Kobaysahi'den insanlık durumu üçlemesini izle.

dilos
22-12-2010, 21:09
Yukarıda detaylı olarak anlatılan hikayesini bilerek seyrettiğim halde çok etkiledi beni film ..
Tam bir klasikti..

Savaşlar tükenince iş kaynakları tükenen ve başka bir şey yapamadıkları ya da bir derebey şatosuna kapağı atamadıkları için açlığa mahkum eski samurailerin hikayesi anlatılıyor filmde..
Savaşa sığan ama hayata sığamayan,kendilerine ve onlara bağlı yaşayan coluk çocuklarına ekmek bulabilmek için onurları dahil her şeylerini satışa çıkaran savaşcıların hikayesi
etkileyici..duygulandırıcı ve kuvvetliydi..

Bir filmi başarılı yapan her şey filmde vardı senaryo,akış ,oyuncular,dekorlar,ışık her şey ama her şey çok iyiydi

tavsiye eden tüm arkadaşlara teşekkürler...

dilos
23-12-2010, 08:44
Gece bile aklımda intihara zorlanan o genç samurainin acısı vardı..

Bu ara o kadar Hint filmi seyrettim ki hayatı dışa dönük yaşayan her saniye her şeyi konuşan Hintlilerden sonra içine dönük tek kelime etmeden geleneğin gereğini yapan,yapmak zorunda kalan sessiz adamların hali hepten içime işledi galiba..

Dram bir değildi ki.. babalar seçti gençler yaşadı geleneksel hayatı..
Babası efendisi ölecek diye kendisini öldüren ve genç yaşta ortada kalan delikanlı..
Kapatma olmak yerine fakir ve onurlu hayatı babası tarafından seçilen genç güzel kız..
Bu eve doğduğu için aç kalan sevinç kaynağı küçük bebek..
Ve tüm bunlara sebep olduğunun bilincinde olan baba ve vazgeçemediği gururu..
Gelenek diye kendi menfaatini sürdüren karnı tok samurailer ve beyleri..

İnsanın izlerken içi şişiyor..beyler karşınızdakiler insan diyesiniz geliyor..
ve sanırım yönetmenin yapmak istediği tam da bu..

Filmle ilgili söylemek istediğim bir şey de görüntü yönetmeninin olağanüstü başarısı..
bazı sahnelerin kurgusu içimi kaldırdı ..

Geçmişe ilk dönüşte kiraz çiçeklerinin kar gibi uçuştuğu tahta avlu..
Babanın düğün duasını yaptığı nikah sahnesi..
Filmin büyük bir bölümünün geçtiği avlu..
Son düellonun geçtiği rüzgarda otların savrulduğu tepe..
Siyah-beyaz görüntülerin tümüne hakim o eşsiz ışık ..
Çook etkileyiciydi..çook

Aporias'a katılıyorum bir başyapıt izledim
Bir başyapıt izlemenin keyfi de az bulunur bir şeydir..
Seyredin

aporias
23-12-2010, 14:26
Sevgili dilos; Kobayashi'nin insanlık durumu üçlemesini de izle. Sanırım gerçek başyapıtı bu üçleme. Beni en çok etkileyen filmlerden biridir.

Kunoichi
25-01-2012, 16:10
Kobayashi' nin izlediğim ilk filmiydi ve çok başarılı buldum bu yönetmeni.
Filmin açılışı çok başarılıydı. O korkunç samuray zırhı içinde kötücül bir ruh barındırıyormuş gibiydi. Oldukça karanlık bir filmle karşı karşıya olduğumu anladım. O kadar da değil gerçi :)

Kobayashi' nin bazı sahnelerde kameranın açısını değiştirmesini çok beğendim. (Rüzgarlı tepedeki iki samurayın düellosu sahnesinde)

Hanshiro Tsugumo oldukça etkileyici bir karakterdi !! Hayran kaldım resmen. Tasogare Seibei ve Sanjuro' nun karışımı gibi bir karakter.
Özellikle kızının mutluluğu için onu fakir olduğunu bile bile sevdiği gençle evlendirmesi oldukça etkileyiciydi.

Film, önyargının çok kötü bir özellik olduğunu vurguluyor bence.
Ben bile film başlayınca hemen fikir yürütmeye başladım Tsugumo ve damadının seppuku isteği yalan kesin cinayet işlemek için buradalar dedim ama amaçları bambaşka !

Şimdi Kobayashi nin Human Condition serisini çok merak ediyorum. İlk fırsatta izleyeceğim. Nihayet sınırsız internete geçtim :D

dilos
25-01-2012, 21:08
Seppuku bir başyapıt..
insan filme neresinden baksa orada bir şeyler buluyor..
adamın hikayesine oturduğunda asla ardından bunşarı beklememiştim
insanın içine dokunan,içini acıtan ve asla unutulmayacak bir film..
mutlaka izlenmeli..

Kunoichi
06-02-2012, 01:13
Bu arada çok ilginç bir detay:

Bu film 1962 yapımı ve başrol oyuncusu Tatsuya Nakadai 33 yaşında ama elli küsür yaşında bir samurayı canlandırıyor. Ardından sene 1964 Kaidan' da on sekiz yaşında bir ormancı kılığında :)
Seppuku' da cidden ellili yaşlarında gibi duruyor. Bir sakal bu kadar mı değiştirir insanı ? :)
Kaidan' ı izlerken kafam karıştı. Dedim herhalde filmin yapım tarihini yanlış hatırlıyorum :D