Orijinalini görmek için tıklayınız : Park Chan-wook [Yönetmen] Filmleri,Resimleri,Videoları,Biyografisi ve Yorumlar
:sğkPark Chan-wook
Güney Koreli Yönetmen ve Senarist.
Doğumu 23 Ağustos 1963/Seul Güney Kore
http://i261.photobucket.com/albums/ii52/koreafans/Park_Chan-wook_promophoto.jpg
:sğkHayatı
Ülkesinde en popüler film yönetmenlerinden biri olan Park Chan-wook (d. 23 Ağustos 1963) "vengeance üçlemesi" ile uluslararası alanda da tanınan yönetmenler arasına katılmıştır. Üçleme 2002'de çektiği Sympathy for Mr.Vengeance ile başlamış ve 2005 yılında Sympathy for Lady Vengeance ile tamamlanmıştır.
Park Chan-wook Seul'de büyümüş ve Sogang Üniversitesinde felsefe tahsili yapmıştır. Üniversitede 'Film Gang' denilen sinema klubünü kurmuş ve çağdaş sinema üzerine çok sayıda makale kaleme almıştı. Vertigo filmini gördükten sonra film yapmaya karar vermiş ve mezuniyetinden sonra dergilere filmler üzerine makaleler yazmış, Kkamdong of Yu Yeong-Jin gibi filmlerde yönetmen yardımcılığı yapmıştır.
Amerikalı ünlü yönetmen Quentin Tarantino Jimmy Kimmel Live adlı show programında Park'ın hayranı olduğunu ve 2004 Cannes Film Festivali jürisindeyken Park'ın Oldboy filmine onur ödülü verilmesi için kişisel çaba gösterdiğini (ancak ödül Michael Moore'un Fahrenheit 9/11'ine verilmiş Oldboy ise ikincilikle yetinmek zorunda kalmıştır) söylemiştir. Park'ın filmi bu festivalde Büyük Jüri Ödülünü kazanmıştır.
:sğkFilmografisi
Yönetmen
• Thirst (Bakjwi) (박쥐) (Susuzluk) [2009] (http://www.sinemasia.com/forum/showthread.php?t=1000)
• I'm a Cyborg, But That's OK (2006)
• Sympathy for Lady Vengeance (2005)
• Three... Extremes (2004) - segment "Cut"
• İhtiyar Delikanlı (Oldboy)(2003)
• If You Were Me (2003) - segment "Never Ending Peace And Love"
• Sympathy for Mr. Vengeance (2002)
• Joint Security Area (2000)
• Judgement (1999) (kısa film)
• Saminjo (1997)... aka Trio
• Moon Is the Sun's Dream (1992)
Yazar
• Thirst (Bakjwi) (박쥐) (Susuzluk) [2009] (http://www.sinemasia.com/forum/showthread.php?t=1000)
• I'm a Cyborg, But That's OK (2006)
• Sonyeon, Cheonguk-e gada (2005)
• Sympathy for Lady Vengeance (2005)
• Three... Extremes (segment "Cut") (2004)
• İhtiyar Delikanlı (Oldboy) (2003) (senaryo)
• If You Were Me (2003)
• A Bizarre Love Triangle (2002)
• Sympathy for Mr. Vengeance (2002)
• The Humanist (2001)
• Joint Security Area (2000)
• Anarchists (2000)
• Judgement (1999)
• Saminjo (1997)...aka Trio
• Moon Is the Sun's Dream (1992)
Yapımcı
• Evil Live (2007) (producer)
Ben bu adamı seviyorum.Müthiş biri.Forumda hakettiği ilgiyi görmemesi üzücü
Oldboy'la tanıştım kendisiyle.İzlediğim en iyi intikam temalı film.Sanırım değişmeyecek.Üçlemeyi tamamladıktan sonra I'm a Cyborg, But That's OK 'i izledim ve bir kez daha hayran kaldım dehasına.Bu kadar güzel , masalsı , ilginç tiplerden oluşan bir film olamaz.Bu filmle kafamda eğleceli şeyler de çekebiliyormuş imajı oluşturduktan sonra Three... Extremes 'de "cut" hikayesiyle çıktı bir kez daha karşıma.Cidden çok rahatsız ediciydi.Ama şu var ki adam ne yapıyorsa hakkını veriyor.Gerilimse dibine kadar, intikamsa sabırla bekleyerek, romantizmse biraz hastalıklı da olsa sevimli.istediği duyguyu çok iyi veriyor.Tüm filmleri izlenmeli.Bazıları birden çok defa
Tarantino en sevdiği 20 filmi listelemiş ve 12 .sırada bir Park Chan Wook filmine de yer vermiş; Joint Security Area.Tarantino'nun bu övgüsüyle izlenmeye daha değer bulunur heralde :hu:
Filmlerini bilmiyorum..ne ayıp ..kendimi kınadım..
Old Boyu biliyorum dvdsi de elimde ama hepsini seyretmekte ve bu yönetmenle bir an önce tanışmakta fayda var..sıraya aldım kendisini ..
Bilgi için teşekkürler..
5 filmini izledim bu yönetmenin if you were me dışında diğerlerini çok sewdim diğerleri dediğim intikam üçlemesi zaten herkes izlemeli bence çünkü direk filmlerin içine giriyorsunuz we bunlardan farklı olan i'm a cyborg...... üçlemeden apayrı süper bi film adam maşallah çok zeki bence
silik_001
20-02-2010, 17:07
bu adamın yaşlı adam filmine bayılıyorum ve dünen 19 şubatta çıkan filmi kan
arzusunu merakla bekliyom
silik_002
22-02-2010, 17:32
bu adamın yaşlı adam filmine bayılıyorum ve dünen 19 şubatta çıkan filmi kan
arzusunu merakla bekliyom
kesinlikle ama biraz kan arzusundan tırstım ya.:E
KaNeSHiRo
03-07-2010, 22:03
sinemasia'daki Filmleri:
Thirst (Bakjwi) (박쥐) (Susuzluk) [2009] (http://www.sinemasia.com/forum/showthread.php?t=4349&highlight=Thirst)
Crush and Blush (Misseu Hongdangmu) [2008] (http://www.sinemasia.com/forum/showthread.php?t=7828&highlight=Misseu+Hongdangmu)
I'm a Cyborg But That's OK (DVDRip)[2006] (http://www.sinemasia.com/forum/showthread.php?t=1068&highlight=Saibogujiman+kwenchana)
Sympathy for Lady Vengeance [2005] (http://www.sinemasia.com/forum/showthread.php?t=6653&highlight=Lady+Vengeance)
Sonyeon, Cheonguk-e gada(A Boy Who Went to Heaven)[2005] (http://www.sinemasia.com/forum/showthread.php?t=8071)
Three... Extremes (Saam gaang yi) [2004] (http://www.sinemasia.com/forum/showthread.php?t=1163&highlight=Saam+gaang+yi)
OldBoy (올드보이) (İhtiyar Delikanlı) [2003] (http://www.sinemasia.com/forum/showthread.php?t=503&highlight=oldboy)
Boksuneun naui geot (Sympathy for Mr. Vengeance) [2002] (http://www.sinemasia.com/forum/showthread.php?t=8073)
Joint Security Area (Gongdong gyeongbi guyeok JSA)[2000] (http://www.sinemasia.com/forum/showthread.php?t=8007)
Yeoseot gae ui siseon (If You Were Me)LIMITED.DVDrip.XviD-PLuS[2003] (http://www.sinemasia.com/forum/showthread.php?t=8069)
Simpan [1999] (http://www.sinemasia.com/forum/showthread.php?t=8075)
Hala Oldboy'u izlemedim ama Thirst ve I'm a cyborgu izledim..kesinlikle her filmi izlenesi yönetmen lafını hakkediyor..
en kısa sürede hepsini izleyeceğim...
KaNeSHiRo
04-07-2010, 10:28
eksik kalmis film linklerini de tamamladim.
Yalniz bazi film linklerine ulasilmiyor henuz. nete dustukce ekleriz artik.
Oldboy , kült filmlerden. Ve kesinlikle izlenmesi sart olanlardan...:)
onun da tüm filmlerinin burada olması gerekiyor zaten..ellerine sağlık çalışkan Kaneshiro yaaa...Luv
uzun süredir yönetmen odaklı sinema filmi (en son Kim ki duk) izlememiştim. Tony den sonra oyuncu odaklı sinema günlerime peter ho'yu almışken bunun yanına da park chan wook iyi gider gibi.
medidin yaptığı listeye göre neredeyse çoğunu da izlemişim.. tekrar izlemek iyidir.:cin:
Park Chan Wok aslında kapsamlı bir araştırmayı hakediyor ..
tamamını hala seyretmediğim için beklemedeyim ama
yazan olursa keyifle okurum..
duy beni Kertenkele ..
bende bendee :cin:
bu arada dün hayatını okudum mr. vengeance'nın. felsefe okumuş olması bence yönetmen olmasında çok etkili olmuş. okuduğum bir yerde -life doesn't go your own way- demiş güzel demiş.
Vengeance üçlemesini daha izlemeyen Kore sineması hayranıyım demesin. Biraz iddialı oldu... Ama Kore'yi merak eden biri olarak soruyorum, öç alma dürtüsünü sinemada bu kadar çok işleyen başka millet var mıdır??? Chan Wook Park'ın eline sağlık, her izleyişimde hâlâ hem adamlar yapmış diyorum hem ne olacak bu vatandaşın hâli diyorum. Batınınkileri bitirdik, aman doğunun bari iyi yönlerini alsak?
http://www.google.co.uk/url?source=imgres&ct=img&q=http://ramascreen.com/wp-content/uploads/2010/11/Chan-Wook-Park.png&sa=X&ei=xiIiTfb9HJSDswaeotnbDA&ved=0CAQQ8wc4KQ&usg=AFQjCNFsHakTnwWHjGSlSn5ns8WIRvA86Q
böyle sakin duran birinin aklından neler geçtiğini tahmin etmek çok zor.İntikam üzerine neden bu kadar düşütüğünü de tabi. Sanırsam izlediğim 4 filminde de intikam vardı ve hepsinin senaryosu kendine ait. Park chan-wook'un en sevdiğim yanı göz zevki. Kesinlikle her kare itinalı konu kadar nasıl göründüğüne de dikkat ediyor.
5 yıl önce londrada yapılan bir röportajında neden bu kadar çok intikam konulu filmler çekiyorsunuz diye sorduklarında "Revenge is Sweet" cevabını vermiş:kamil
İşte röportajın tamamı..:cin:
Park Chan-wook, the softly-spoken figure behind such deranged Korean classics as Oldboy and Sympathy for Mr Vengeance, has little doubt as to why revenge stories are so popular with moviegoers. "Revenge is a desire that everybody has but nobody can realise," he smiles. Of course in Park's revenge trilogy - of which the concluding part, the beautifully constructed Lady Vengeance, is currently on UK release - the characters do act out on this very desire with traumatic, bloody but always fascinating consequences.
We're sat in a boxy room of London's Charlotte Street Hotel, and Park appears very much at ease clad entirely in black and sipping from a glass of wine. This doesn't look like a man behind some of the most extreme images we've seen in recent cinema history - images, let us recall, that include a tongue being sliced out in Oldboy and prolonged torture by electric shock in Sympathy for Mr Vengeance. But then, despite the recurring themes in his movies, this is a director who confounds expectation at every turn. His latest movie starts off as a black comedy with events flashing back to Lee Young-ae's incarcerated heroine doing one good deed after another for her fellow prisoners, almost like some kind of twisted sister to Amelie. Unlike Amelie Lady Vengeance develops into something very dark indeed, with its protagonist teaming up with bereaved parents to dish out some seriously bloody revenge on Choi Min-sik's child killer.
I ask Park how he approached the idea of revenge differently this time around. "It's unusual in that 'Lady Vengeance' plans her revenge as a kind of redemption," Park says, speaking through an interpreter. "I wanted to create a sense of isolation between the audience and the protagonist rather than the audience identifying with her. A sense of alienation. The protagonist becomes an observer because she takes revenge on Baek rather than taking it herself. It becomes just another murder rather than revenge."
Park insists that while his movies might be sympathetic to why their characters act as they do, the act of revenge itself is always seen as stupid and unfulfilling. "Revenge is something that makes you happy and invigorates you only when it is in your imagination," Park says stroking his chin. "But when it comes to actually realising this it is never happy and never gives you pleasure. Because it is an act of total stupidity…So as long as revenge is in the imagination it is good for your mental health. But it must be infinitely put off, must be infinitely delayed."
Despite the subject matter, there is a strong vein of dark humour that runs through Park's work. Think Oh Dae Su confronting the lift stuffed with henchmen in Oldboy or the story of a man with two heads in Sympathy for Mr Vengeance. I ask how important it is for him to find the humour in such bleak stories. He nods thoughtfully. "In serious or desperate acts if it's you that's facing it then it can be very serious - it can be a matter of life and death. Yet for passers-by who look at this then it could be funny." But Park is at pains to stress that he's aiming to do more than simply laugh at his characters' misfortune. "If the situation escalates and somebody takes out a knife and stabs someone then you can't laugh anymore. People laugh when the father gets the axe and runs towards Mr. Baek [in Lady Vengeance] - but they can't laugh when he returns covered in blood and collapses crying out loud…And you might feel guilty about having laughed before."
Park is a filmmaker who doesn't shy away from controversial subject matter. Indeed, with incest, torture, the division of North and South Korea and child murder being just some of his plot threads does he deliberately set out to tackle a taboo subject every time he makes a movie? "I think that a film director asks questions of the audience," Park considers. "And modern audiences often fail to respond to questions being asked. So you have to use shocking and stimulating things to stimulate them." I ask if he thinks that modern movies don't question audiences enough. "Well I can't say about other film directors. But I don't think it's about the artists. It's about the people - the public. They want more stimulation. You know, in an action movie they want more cars to be smashed. I think it's the same when you're asked philosophical questions, artistic questions or moral questions. You need more stimulation for them to respond." Park smiles before adding: "So I'm a kind of film director who smashes one more car if you like!"
South Korean cinema is of course currently very much in vogue both at home and internationally, with Lady Vengeance setting another new box office record for an opening weekend in its native country. All of which is a long way from the strict censorship laws and scant international distribution deals that used to govern the country's cinematic output. I wonder how Park thinks that Korean cinema has evolved since the fall of the military dictatorship in 1992. "What we needed was a few years before good work could arise," he replies. "Just because you don't have censorship anymore it doesn't mean that artists suddenly have a good imagination or inspiration. So to become really free from the oppression that we were subjected to we needed some time. I think that towards the end of the 90s and the early 21st Century there were a lot of changes and improvements."
While I'm aware it's probably a question that he's been asked several times recently, I can't leave the interview without asking how he feels about the Hollywood version of Oldboy currently in development. "I value actors most. I think that they're the most important," Park states simply. "When I choose to watch a movie I look at who stars in it rather than who directed it. So what I am most curious about is who is going to star in it."
Whether the Hollywood version of Oldboy surprises everyone to provide risky, edgy entertainment or whether Park's curiosity will turn to horror at some Will Smith quip-laden monstrosity is difficult to say (though it would be kind of fun to watch Will Smith devour a live octopus). But Park Chan-wook is a unique voice in modern cinema, and the fact that he claims his next picture ("Literal translation, 'I'm a Cyborg, But That's OK'") will be violence-free suggests that this is a director who almost takes delight in confounding expectations.
ben ceviririm bunu bi ara..
diloscan boşver sen bunu çevirme bu eski bir röportajı yenileri çevirelim ;)
ama ilk söze baksana..
intikam çok kişinin istediği ama hiçbirinin gerçekleştiremediği bir arzudur..
öyle diyorsan :cin: Kalp.
Röportaj için çok teşekkürler biyo. Mr. Park ne kadar sade bir o kadar zarif konuşmalar eylemiş. Ben artistim diye de ahlâki sorumluluktan kaçmamış hiç, sosyal mesajını bile çekinmeden ortaya koymuş. Çok samimi buldum kendilerini Sayın Park'ın. Hani konuşmanın duruluğunu muhabirin abuk subuk Amerikanvari narration(!)ları bile gölgeleyememiş yazıda, yok orasına burasına dokundu, yok şunu bunu giydi, çamaşırlan mı dolaşacaktı meydanda Old Boy'da iki ensest işledi diye. Bir Park deyişi var ki sanırsın babasının oğlu koskoca yönetmen.
Bir de yemin ederim empati sıfırın altında bu Avrupalılarda. Okuyucuya yardım olsun diye hemen gitmiş ''Amele'' ile özdeşleştirmiş güya Lady Vengeance'ımı pislıh. Kıyaslayamazsın asla senin Amele'nle. Seyirciyi etkilemek konusuna girmiyorum bile, çok sinir oldum muhabire. Siz Korelileri anca böyle yırtıcılık yabanilik paklar mı demeye getirdi acaba, ben mi öküz altında buzağı arıyorum yoksa, o kadarını düşünemeyebilir de çünkü?? Zira yerelleştirmemiş, modern izleyici deyip geçmiş; amaa kendi sorduğu şekli de yazıya eklememiş bak. Neme lazım laf sokuşturmada Fransızlarla İngilizler denilince durup düşünürüm. Gerçi röportajı yapan da bir nedir nerelidir bilemem. Ama Chan Wook Park'ın yönetmenliği kadar kişiliğinin de anlaşılması için ibretlik bir röportajmış bence. Aslında insan sevgisiyle doluyumdur da Park-san'ın bile az öz konuşup kestirip atması huylandırdı beni. Hani ben olsam üçlemenin teki üzerine bile 15 saat konuşurum kendimin olsa. Zaten bu yüzden ben Park-san'ın yerinde değilim.
Tekrar teşekkür ederim size biyo, sorumun cevabını fazlasıyla aldım :)
Özür, biraz uzun olmuş yukarısı :E hülasası ben muhabire gıcık oldum, Chan wook Park'ın konuşmalarıysa pek hoşuma gitti. Teşekkür ettim.
Aaaa bir de atlamışım tercümana konuşuyormuşlar, hımm. Chan wook Park'ın Korede verilmiş röportajı var mı acaba, ben bir bakayım.
Vay ya adam çat çat söylemiş kendi başına gelmediyse gülersin diye... Ben pek gülmedim ama izlerken :E
Bir de bu var:
"So I'm a kind of film director who smashes one more car if you like!"
ah ah... Olamadım hiç böyle karizma hayatımda. Yerim senin ''art''ını urtunu der gibi :E
Filmlerini düşününce ben az konuşan bir insan olmasına hiç şaşırmadım
Parkın..
bu filmleri yapan adam neşeli geveze biri olsa daha şaşırtıcı olurdu bence,ruhunun karanlık bir köşesi vardır diye düşündüğüm bir adam ama daha iyi fikir sahibi olabilmek için daha cok okumak gerekir hakkında ..bulup buraya koyalım derim..
http://www.ioncinema.com/old/images/upload/news_5904_new.jpg
While we may have dodged a bullet with Spielberg’s Oldboy remake, it looks like another film in the Vengeance Trilogy has gotten a visit from the remake fairy. We’ve learned that Warner Brothers has purchased the rights to Sympathy for Mr. Vengeance, the first film in the trilogy. They’ve already tasked writing duties to one Brian Tucker, who is so far only credited as the writer to one other project — an upcoming film entitled Broken City.
The original film concerns a deaf-mute man who is desperate to find a replacement kidney for his dying sister. He eventually kidnaps his boss’s daughter, and things get bad from there.
I’m a fan of all the Vengeance Trilogy films, but I’ll admit that Mr. Vengeance is my least favorite. While it’s a pretty effective film, it doesn’t have the cinematic bravado of Oldboy, or the sheer audacity of Sympathy for Lady Vengeance. I hold those films in such high regard that I think remaking them properly would be nearly impossible. For Oldboy, you’d have to do justice to the original’s towering style, performances, score — pretty much everything. And with Lady Vengeance, you’d have to convince the studio to actually tackle the fucked up depths that the original explores (and this goes for Oldboy as well).
Mr. Vengeance, on the other hand, could be turned into an American film pretty easily. At its core is a tale of revenge not unlike what we often see in American cinema, and a good writer could even improve on the pacing of the original. Unfortunately, we have no way to measure Brian Tucker’s writing yet, but I’m hoping that the studio isn’t dumb enough to task a terrible writer on this project. WB still needs to find a director talented enough to step into Chan-Wook Park’s shoes, but otherwise this doesn’t seem like a remake worth busting out the pitchforks over.
Haber :kamil
Oldboy filminin yönetmeni Park Chan-Wook gelecek projesini ingilizce dilinde yapmayı düşünüyor.
Prison Break'ın senaristi ünlü Wentworth Miller, yapımcılığını Tony ve Ridley Scott's Scott Free nin üstleneceği, Carey Mulligan ve Jodie Foster ile Fox Searchlight kuruldu.
"Stoker" adlı filmde Johnny Depp'in yer alacağı doğrulandı.
Konsepti; "Hintli babası esrarengiz şekilde öldükten sonra annesiyle birlikte amcasının yanına taşınmasıyla insanların teker teker ortadan kaybolmasını aramaya çalışan birinin olayı çözmeye çalışması."
Ailelerin parçalanması, ölüm ve potansiyel hırsız / seri katil? Yönetmen Park tekrar ilginç şeyler yapıyor. Film hakkında konuşmak için çok erken ancak ilginç şeyleri beklemek hoş.
Aşağıdaki Chan Wook Park'ın 2009 yılında San Diego Comic Con'a katıldığında A.V Club'a verdiği röportajı siteden arakladım.
by Keith Phipps August 6, 2009
After beginning his film career with the indifferently received The Moon Is… The Sun’s Dream in 1992, Park Chan-wook became a household name in his native Korea thanks to the 2000 film Joint Security Area, a thriller that drew on the tension between North and South Korea. His international esteem grew with the release of Sympathy For Mr. Vengeance in 2002, the first of a trilogy of films concerned with revenge. Its successors, Oldboy and Lady Vengeance, mixed Hitchcock-inspired suspense with the moral implications of the grisly acts in which his characters engaged, often depicted with a disturbing graphicness. Park’s latest, Thirst, joins much of the plot of Emile Zola’s novel Therese Raquin to the story of a seemingly incorruptible priest who becomes a vampire after undergoing a dangerous medical experiment. While visiting the San Diego Comic Con, Park spoke to The A.V. Club about vampires, violence, and whether or not evil could be escaped.
The A.V. Club: Which came first, the idea to do a vampire film or the idea to do an adaptation of Therese Raquin?
Park Chan-wook: Before I knew about Therese Raquin, I knew about the vampires. But even before then, the story started when I was trying to do a film about Catholic priests.
AVC: You referenced a couple years ago about wanting to make a film about the devil and the existence of evil. Did Thirst come from that original idea?
PCW: Yes. And that’s why my English working title was Evil Live. If you flip the spelling of Evil Live, it becomes Evil Live. It’s the same whichever way you look at it. But in creating the story, filling out all the blanks in the story, I realized it wasn’t a story about that and accordingly changed the title to Thirst. In this story, scientists transfuse some blood, the origin of which is unknown. Where does this blood come from? Whose blood is it? Who placed this blood there so he gets transfused with this blood? So it may be the doings of the Devil, or it could be an act of God that scientists cannot imagine, or that we can never find out about. But even if it was blood of the devil or even if it was the devil’s doing, we never find out. It’s left blank. So you may say the original plan for the film to deal with this concept of the existence of evil, or the concept of the devil has completely changed, or you could almost say I have ended up with a film that is opposite to that.
AVC: The protagonist is someone who really wants to do good, yet ends up doing evil things. In the world of this film, is sin inevitable?
PCW: Yes, but not only in this film but for everybody in the real world, I think. It may not be a serious sin, something very small, but nevertheless in this day and age, in this web of relationships for every individual in their modern life, sin is inevitable. It is not possible for a person to be completely free of sin and be squeaky clean.
AVC: Is that part of what drew you to the story of Catholic priests before you had a vampire film you wanted to make?
PCW: Yes. You’re right. I wanted the starting point to be this very noble and very holy person. But in saying that, this person can’t be a perfect person, either. He’s gripped by constant doubts and gripped by the thought that he’s not really helpful to those people that he wants to help. All he can do is pray for them, which seems to be ineffectual. And he feels that his prayers are not really working well. So this causes him to constantly doubt himself, and this is kind of a strain on him. And second of all, although priests are cleaner compared with other people, this makes them more vulnerable when they are exposed to times of great struggle. Even though the state of becoming a vampire is not something that he wanted, he is forced into this state and starts to doubt his own faith. This is a priest who gave up everything—all his worldly desires and happiness—to live a life of faith. But for this person to be faced with a situation like this, to be forced into a situation like this, this would mean that he would begin to doubt his faith and doubt God even more than the average person would.
AVC: How familiar were you with vampire lore before you started to make this film?
PCW: I didn’t really set out to research vampire lore and I didn’t really go out of my way to look at all the different material. Probably only an average amount, I would imagine. Probably the last film I saw that dealt with vampirism in modern times was Interview With The Vampire. And I have read some Anne Rice novels. These probably comprise my familiarity with vampires. I haven’t had a chance yet to see Twilight or any of the more recent vampire films. And when I was asked the question of what my favorite vampire film was, in San Francisco, I said it was Martin, but having thought about it a little bit more, I would like to add one more to that. It’s the remake of Nosferatu made by [Werner] Herzog.
AVC: Do you have any theories as to why vampires are so popular at this particular time?
PCW: This is a question that every reporter asks me. I’ve never managed to give a good answer because I simply don’t know why vampire films are popular now. I haven’t seen True Blood. I haven’t seen Twilight. So if I try to give an answer, it will only sound pompous and silly.
AVC: You have a background is in philosophy and art criticism. How do you feel that background plays out in your films?
PCW: Well it is true that I went to study philosophy because I wanted to become an art critic, but I never managed to become an art critic. I became a film director, but I wasn’t successful with my first couple of films so I had to turn to becoming a film critic to make a living. So studying philosophy, to me, was a kind of training in having this attitude towards the act of thinking. And that means grabbing hold of an issue and not just touching it on a superficial level, and following a chain of logic until there is a conclusion at the end, until I come up against a wall. I’m not always successful in finding that conclusion, but I think this attitude is important.
AVC: Your films famously feature explicit violence. What does portraying violence explicitly allow you to say that portraying it more suggestively cannot?
PCW: First of all, I’d like to set something straight when it comes to being known for very graphic expressions of violence. My films are not as explicit as you might think. There is a misconception that people somehow seem to claim that they have seen the image where the main character cuts off his own tongue in Oldboy. Or they seem to remember seeing children go through the process of being killed on-screen in Lady Vengeance. Or they would say that they have seen the main character take the tooth out of one of the bad guys in Oldboy. But that is not true. They’re actually not seen on-screen. These are referred to, anticipated, and talked about, but not actually portrayed explicitly on film. So I feel a little bit put-upon when people say these things. But I’m not denying that there is vicious or graphic violence portrayed in this film, because they are still there. I just feel it’s somehow exaggerated when people talk about it. That’s all. I admit it’s there. The thing about it is the things I want to deal with in my films, in any case, is this violent relationship between individuals and this sense of wrongdoing, or this sense that this is a sin, and the process of redemption related to that. And because I’m dealing with this theme, it is unavoidable to portray some sort of violence in my films. It’s kind of like saying in a romance film it’s unavoidable to film a kissing scene. Or in an erotic film it is unavoidable to film a sex scene. Because these are what these films are trying to deal with.
sağol Grönte röportaj Thirst filmiyle ilgili tüm anladıklarımı doğrular nitelikte..
bir ara tercüme etsek bunları da öyle koysak siteye..
aslında bende aynı fikirdeyim..çok birikmeden türkçeye çevirmek en mantıklısı olucak 3 kişi olduğumuza göre ve 3 röportaj olduğuna göre bu işi üçümüz arasında halletsek nasıl olur :hemm :cin:
en kısa sürede hazırlamaya çalışırım çevirisini, nema problema:)
harikasın Grönte..şimdiden eline sağlık diyeli mi sana kolay gelsin
Keith Phipps, 6 Ağustos 2009
Vasat biçimde karşılanmış The Moon Is... The Sun's Dream ile 1992 yılında film kariyerine başlayan Chan Wook Park, Kuzey-Güney Kore arasındaki gerilimi işlediği 2000 yılı yapımı Joint Security Area sayesinde memleketi Kore'de tanınmış bir isim hâline geldi. İntikam konulu üçlü trajedisinin ilki Sympathy For Mr. Vengeance'ın 2002 yılında gösterime girmesiyle uluslararası saygınlığı gittikçe büyüdü. Bu ilk filmin halefleri Oldboy ve Lady Vengeance, Hitchcock'dan esinlenme ikircikliği kahramanlarının giriştiği - filmde çoğunlukla rahatsız edici bir canlılıkla çizilmiş - ürpertici eylemlerin ahlâki vargısıyla karıyor. Park'ın son filmi Thirst, Émile Zola'nın romanı Therese Raquin'in genel seyri ile görünüşte erdemden ödün vermeyen bir rahibin tehlikeli bir medikal deney sonrası vampire dönüşmesinin öyküsünü kavuşturuyor. San Diego Comic Con'u ziyareti sırasında Park, kötülükten kaçılıp kaçılamayacağı, şiddet ve vampirler üzerine The A.V Club'a konuştu.
The A.V. Club: Hangisi daha önce aklınıza geldi, bir vampir filmi yapmak fikri mi Therese Raquin'e uyarlama yapmak fikri mi?
Park Chan-wook: Therese Raquin'den önce de vampirleri biliyordum. Ama öncelikle hikâye Katolik rahiplerle ilgili bir film yapmaya çalışıyorken başladı.
AVC: Birkaç yıl önce şeytan ve kötülüğün varlığı üzerine film yapmak istediğinizden bahsetmiştiniz. Thirst bu ilk düşünceden mi doğdu?
PCW: Evet. Ve bu nedenle filmimin İngilizce adı Evil Live'di. Eğer Evil Live'in yazılışını ters yüz ederseniz Evil Live oluyor. Hangi yandan bakarsanız aynı. Ama hikâyeyi yaratırken, tüm boşlukları doldurdukça, konunun bununla ilgisi olmadığını anladım ve bu yüzden başlığı Thirst olarak değiştirdim. Bu hikâyede bilimadamları nereden geldiği bilinmeyen bir kanın naklini yapıyorlar. Nereden geldi bu kan? Kimin kanı bu? Kim bu kanı oraya koydu da ona bu kan nakledildi? Bu Şeytan'ın marifeti de olabilir ya da Tanrı'nın işi de olabilirdi, ne bilimadamları bunu düşünebilir ne biz bunu bulabiliriz. Ama şeytanın kanı olsa bile veya şeytanın işi olsa bile gerçeği asla bilemeyiz. Burası askıda bırakılmış. Yani filmin orijinal planı kötülüğün varoluşu kavramını irdelemek üzerine diyebilirsiniz ya da şeytan kavramının baştan sona değişmesini irdelemek üzerine, veya ben bunun tersi bir film anladım bile diyebilirsiniz.
AVC: Kahraman gerçekten iyilik etmek isteyen ancak sonunda kendini kötü şeyler yaparken bulan birisi. Filmin geçtiği dünyada günah işlemekten sakınılamaz mı?
PCW: Evet, ama yalnız bu film için değil gerçek dünyada yaşayan herkes için geçerli bence. Önemli bir günah olmayabilir, çok küçük bir şey, ama eninde sonunda günümüzde ve bu çağda, bütün bireylerin modern yaşamında bu ilişkiler ağında günah kaçınılmazdır. Bir insanın büsbütün günahtan arınmış ve gıcır gıcır temiz olmasının imkânı yok.
AVC: Bu sizi istediğiniz vampir filmini yapmanın öncesinde Katolik rahiplerin hikâyesine sürükleyen nedenlerin bir bölümü mü?
PCW: Evet. Haklısınız. Başlangıç noktasının bu asil ve kutsal kişi olmasını istedim. Ama bu kişinin de kusursuz insan olamayacağından dolayı. Kronik kuruntularla ve yardım etmek istediği insanlara gerçekten yardımcı olamadığı düşüncesiyle kıskaca alınmış. Tek elinden gelen onlar için dua etmek ki bu pek etki sağlamıyor gibi görünüyor. Ve dualarının gerçekten de işe yaramadığı hissine kapılıyor. Bu da sürekli kendinden kuşku duymasına neden oluyor, ve bu durum onun üzerindeki bir yük gibi. İkincisi, öteki insanlara oranla rahipler daha masum olsa da bu durum onları zorlu savaşımlarla karşılaştıklarında daha incinebilir yapıyor. Vampir olmak istemese de bu duruma düşürülüyor ve kendi inancından kuşku duymaya başlıyor. Herşeyi - bütün dünyevi isteklerini ve mutluluğu - itikatlı bir yaşam için bırakmış bir rahip bu. İşte böyle bir kişi için böyle bir durumla karşılaşmak, böyle bir duruma zorlanmak, imanından ve Tanrı'dan ortalama bir insana göre daha çok kuşku duyacağı anlamına gelir.
AVC: Bu filmin yapımına başlamadan önce vampir bilimini ne kadar tanıyordunuz?
PCW: Açıkçası vampir bilimi hakkında araştırmaya koyulmadım ve çıkıp bütün o çeşitli belgelere bakmaya kalkmadım. Galiba yalnızca ortalama ölçüde. Sanırım modern sinemada vampirizmi işleyen gördüğüm en son film Interview With The Vampire. Bir de bazı Anne Rice romanlarını okumuştum. Vampirlere aşinalığımı bunlar oluşturuyor galiba. Twilight'a ya da daha yeni vampir filmlerine bakmaya önceden fırsatım olamamıştı. San Francisco'da bana en beğendiğim vampir filmi sorulduğunda Martin dedim, biraz daha düşününce birini daha eklemek isterdim. [Werner] Herzog'un yeniden çevirdiği Nosferatu.
AVC: Günümüzde vampirlerin niye bu denli tutulduğu üzerine bir teoriniz var mı?
PCW: Bu bana tüm röportajcıların sorduğu bir soru. Hiçbir zaman güzel bir yanıt veremedim, çünkü neden şu ara vampir filmlerinin ünlü olduğunu bilmiyorum ki. True Blood'u izlememişim. Twilight'ı izlememişim. Böylece yanıtlamaya kalkışsam yalnızca tumturaklı ve gülünç gelir kulağa.
AVC: Sanat eleştirmenliği ve felsefe alanlarında geçmişiniz var. Bunun filmlerinizde gördüğü işlev konusunda ne düşünüyorsunuz?
PCW: Peki, sanat eleştirmeni olmak istediğimden felsefe okuduğum doğru, ama asla sanat eleştirmeni olamadım. Film yönetmeni oldum, ama ilk birkaç filmimde başarılı olamadım, bu yüzden geçinmek için sanat eleştirmenliğine dönmek durumunda kaldım. Yani felsefe okumak, benim için, düşünce tarzında şuanki tutumumu edinirken staj gibi birşeydi. Ve bu, bir konuyu kavramak demek, o konuya yüzeysel olarak değinivermek değil; bittiğinde bir sonuca ulaşana dek, bir duvarla karşılaşana dek mantık zincirini izlemek demek. Her zaman sonuca varmakta başarılı değilim, ama bence bu tutum önemli.
AVC: Filmlerinizde şiddetin canlı biçimde gösterimi önemli rol alıyor. Şiddeti apaçık görselleştirmek, göndermeler kullanarak görselleştirmenin elvermediği neyi söylemenize olanak sağlıyor?
PCW: İlk olarak, söz şiddetin canlı biçimde anlatımıyla tanınmaya gelmişken birşeyi dosdoğru ortaya koymak isterim. Filmlerim düşünmekte olabileceğiniz kadar ayan beyan değil. Oldboy'da insanların başoyuncunun kendi dilini kestiği sahneyi her nasılsa gördüklerini iddia ettikleri yerde bir yanlış anlama var. Veya Lady Vengeance'da, ekranda çocukların öldürülme işlemini gördüklerini anımsıyor gibiler. Veya Oldboy'da başoyuncunun kötü adamlardan birinin dişini çektiğini gördüklerini söyleyeceklerdir. Ama doğru değil. Bu sahneler gerçekte ekranda görünmüyor. Bunlara gönderme yapılıyor, bunlar öngörülüyor ve bunlardan söz ediliyor, ama aslında bunlar filmde açık seçik resmedilmiyor. Bu yüzden insanlar böyle şeyler söylediğinde biraz istismar ediliyormuşum gibi geliyor. Ama bu filmde saldırganlığın veya grafik şiddetin tasvir edildiğini inkâr etmiyorum, çünkü ne de olsa varlar. Yalnızca, insanlar bunun hakkında konuştuklarında bir şekilde abartılıyor gibi geliyor bana. Hepsi bu. Filmde olduğunu kabul ediyorum. Asıl konu benim filmlerimde uğraşmak istediğim şeylerin, her hâlükârda, bireyler arasındaki yaman ilişkiler ve suçluluk bilinci ya da bunun bir günah olduğu bilinciyle kefaret aşaması olması. Ve bu temayı işlediğimden filmlerimde birtakım şiddeti betimlemem kaçınılamaz. Bu bir nevi romantik bir filmde öpüşme sahnesini çekmekten kaçınılamaz demek gibi. Veya erotik bir filmde sevişme sahnesi çekmekten imtina edilemez. Çünkü bu filmlerin ele almak istediği bunlar.
____________________________________________
Az çok çevirmeye çalıştım. Bu arada ikircikli demek sürüncemede, açık değil, arada kalmış, karışık demek, yaygın kullanım mı bilemedim.
Değişik görüşler, değişik inanışlar, değişik yargılar ve vargılar. Ben bu Thirst'ü ilk duyduğumda Tanrılar Çıldırmış Olmalı filminden Çinli adamın atası gelmişti aklıma. Yüzü bembeyaz pudralanmış keskin köpek dişleri olan Çinli ata alnına yapışık tılsımı aldıklarında tıslayarak önüne kim çıkarsa saldırıyor hani. Afrika'da kaybediyorlar onu da aramaya gidiyorlar sonra. Aslında Batı uygarlıklarına çook sonra hem de olduğu gibi adıyla sanıyla Doğu'dan bulaşmış vampircilik. Şimdi kaymağını onlar yiyor o başka. Yabancı bir arkadaşım bana Vlad Tepeş için ''Sana ünlü vampir Drakula'nın şatosundan foto yolluyorum bak Macaristan'dan'' diye mektup yazmıştı. Ben de biz onu Kazıklı Voyvoda bilirdik diye Anya'yı Konya'yı gösterince şu yanıt gelmişti ondan: Evi zaten o kadar da büyük değildi...
tercüme için çok teşekkürler
ellerine sağlık grönte..Luv
thurst üzerine bayaa bi konuşmuştuk burda katılmışmıydın
birşey değil Dilos, ne demek. Umarım çok yanlış yoktur. Söylemesi ayıp ben bu Thirst'ü daha izleyemedim, başladım da yarım kaldıydı. Katılamadım konuşmalara o yüzden :)
birşey değil Dilos, ne demek. Umarım çok yanlış yoktur. Söylemesi ayıp ben bu Thirst'ü daha izleyemedim, başladım da yarım kaldıydı. Katılamadım konuşmalara o yüzden :)
kesinlikle izlemelisin..film üzerinde konuşmayı seviyorsan filmde cok ilginç malzeme vardı grönte..
SEOUL, South Korea (AP) — Acclaimed South Korean film director Park Chan-wook is wielding a new cinematic tool: the iPhone.
Park, director of the internationally known "Old Boy," ''Lady Vengeance" and "Thirst," said Monday that his new fantasy-horror film "Paranmanjang" was shot entirely on Apple Inc.'s iconic smartphone.
"The new technology creates strange effects because it is new and because it is a medium the audience is used to," Park told reporters Monday.
"Paranmanjang," which means a "life full of ups and downs" in Korean, is about a man transcending his current and former lives. He catches a woman while fishing in a river in the middle of the night. They both end up entangled in the line and he thinks she is dead.
Suddenly, though, she wakes up, strangles him and he passes out. When the woman awakens him, she is wearing his clothing and he hers. She cries and calls him "father."
The movie, made on a budget of 150 million won ($133,000), was shot using the iPhone 4 and is slated to open in South Korean theaters on Jan. 27. Park made the 30-minute film with his younger brother Park Chan-kyong, also a director.
Park Chan-wook's "Old Boy," a blood-soaked thriller about a man out for revenge after years of inexplicable imprisonment, took second place at the 2004 Cannes Film Festival. His vampire romance "Thirst" shared the third-place award at Cannes in 2009.
Park Chan-kyong said that a wide variety of angles and edits were possible because numerous cameras could be used.
"There are some good points of making a movie with the iPhone as there are many people around the world who like to play and have fun with them," Park Chan-wook said. Compared to other movie cameras, the iPhone was good "because it is light and small and because anyone can use it," he said.
He said the directors attached lenses to their phones and nothing was particularly different from shooting a regular movie.
Lee Jung-hyun, who plays the woman, said the film has a bit of everything.
Though it is a short film with a running time around 30 minutes it "mixes all elements from horror and fantasy to some humor," she said.
Özetlemek gerekirse; Park Chan-wook iphone 4 ile "Paranmanjang" adında 30 dakikalık bir film çekmiş.
Kore'de 27 Ocakda vizyona gircek olan filmi ünlü yönetmen gene kendisi gibi yönetmen olan kardeşi Park Chan-kyong ile beraber çekmiş.
"Paranmanjang" hayat iniş çıkışlarla dolu demek. 30 dakikalık kısa film, bugünkü ve önceki hayatı arasında gidip gelen bir adam hakkında. Adam, gece yarısı nehirde balık tutarken bir kadın yakalar ve kadının ölü olduğunu düşünür. Kadın aniden uyanır adamı boğazlamaya başlar ve adam bayılır. Adam uyandığında kadın adamın adam da kadının kıyafetlerini giyiyordur. Kadın ağlamaya başlar ve "baba" der.
Kalan kısımlar full of iphone reklamı:kamil
Kaynak (http://www.google.com/hostednews/ap/article/ALeqM5g2nb9zCmPtXu7k4WjtlFmVPb3lcA?docId=5b5c049cf 1694f0e920ff0338ab06118)
Prep öğrencisi olarak elimden geldiğince çevirmeye çalıştım.
(bknz: benim adım hıdır elimden gelen budur:utan:)
http://www.aksam.com.tr/images/news/15282.jpg
Yeni filmini IPhone ile çekti
Güney Kore sinemasının usta isimlerinden Park Chan-wook, son filmini iPhone ile çekti.
'Old Boy/ İhtiyar Delikanlı' ile tüm dünyada adını duyuran Güney Koreli yönetmen Park Chan-wook son filmi 'Paranmanjang'ı iPhone ile çekti.
Geçtiğimiz yıl 'Bakjwi/ Thirst' ile sinemaseverlerle buluşan usta yönetmen maliyeti 130 bin dolar (208 bin TL) olan filmini 10 günde çekti.
30 dakika uzunluğundaki film 27 Ocak'ta Güney Kore'de vizyona girecek.
Teknolojinin mucizeler yaratama imkanı sunduğunu söyleyen yönetmen, diğer kamerlara göre I-Phone'nu herkesin kullanabileceğini de belirtiyor.
Sahnelerin iki ayır iPhone ile çekildiği film bir balıkçı ile medyumun hikayesini anlatıyor.
Güney kore'nin en ünlü yönetmenlerinden olan Park Chan-wook, 'Sympathy for Lady Vengeance', 'Old Boy', 'I'm a Cyborg, But That's OK' bol ödüllü filmlere imza attı. (ntvmsnbc)
kaynak. (http://www.aksam.com.tr/yeni-filmini-iphone-ile-cekti--11155h.html)
bir iphone ile çekilen filmin maliyetinin 130 bin dolar olması teknolojinin geliştiğini değil gerilediğini gösterir. daha ucuz olması gerekmez miydi? bu kısım teknik ama herşeyi kamera gibi gören yönetmen olması etkileyici..
önemli olan neyle çektiğin değil ne çektiğindir hesabı :cin:
park ne yaparsa boşa yamaz duygusunu veren bir yönetmen
isterse fotograf makinesiyle ceksin
ilgiyi hakkeder
bakalım nasıl bir şey cıkmış ortaya
iphone da hayatının reklamını yapmış oldu
Syracığım tercümeye ellerine sağlık
habere de _E
bende teşekkür ederim syra :cin:
geçenlerde radyoda park chan wookun iphone ile film çektiği haberini dinledim çok sevindimm..eskişehirin yerel radyosunda PCW haberi dinleyeceğim aklımdan geçmezdi :cin:
Cannes’da ödül kazanan ‘İhtiyar Delikanlı’ filmiyle tanınan Güney Koreli yönetmen Park Chan-Wook, son filmini iPhone’la çekti.
http://www.hurriyetkampus.com/images/K%C3%BClt%C3%BCr-Sanat/gny.jpg
208 bin TL’ye 10 günde çekilen ‘Night Fishing’ iPhone’la çekilen ilk sinema aynı zamanda.
İlk iPhone sinema filminin galası yapıldı. Güney Koreli yönetmen Park Chan-Wook’un “Night Fishing” (Gece Balıkavı) isimli filmi, normal sinema filmleriyle aynı kaliteye sahip ve 80 kişiyle 10 günde çekildi. Maliyeti 133 bin dolar (yaklaşık 208 bin TL) olan 30 dakikalık yapımda, bir balıkçı ile kadın medyumun sürreal karşılaşması anlatılıyor.
"BÖYLESİ DAHA DEMOKRATİK"
Filmi kardeşi Park Chan-Kyong ile birlikte yöneten Chan-Wook, “Yeni teknoloji her zaman yeni özellikler ve mucizeler sunuyor. Bunları denemek eğlencenin bir parçası. Bu teknoloji de sürprizlerle dolu ve daha fazla seçenek sunuyor. Yöntemin daha demokratik olduğunu söyleyebiliriz. Ancak teknoloji ne kadar ilgi çekici olsa da oyuncular ve hikaye daha önemlidir” dedi.
27 OCAK'TA KORE'DE
Sahneler, farklı açılarda konumlanmış iki ayrı iPhone ile eş zamanlı olarak çekildi. Sinema filmi, Güney Kore’de 27 Ocak’ta 10 salonda birden gösterime girecek.
dün sympathy for lady vengenance filmini seyrettim de
bu adam bir kez daha hayran oldum..
nasıl bi kafadır bu neler geçer bu adamın aklından..
dimi dimi.. acayip bir şekilde insan psikolojisiyle intikamı yoğurup bize hep kötü olduğu hissini oluşturan intikamın nasıl da normal ve gerekli olduğunu her seferinde ayrı tatlarda hissettiriyor.
Oyuncu seçimi ve görüntü hepte cezbedici..
şu intikam üçlemesini yazsanıza şuraya yahu.
Hangi üçü?
mavican three extremes filmini izlemeni şiddetle tavsiye ederim.özellikle "cut" bölümünü :cin:
park chan'ın hangi filmini izlersen izle intikam olmazsa olmazı _E
şu intikam üçlemesini yazsanıza şuraya yahu.
Hangi üçü?
sympathy for mr vengenance
old boy
sympathy for lady vengenance..
ünlü intikam üçlemesi..öyle böyle değil Mavişim
seyretmelisin..
intikam manyağı yapın beni sonra bi elimde liste bi elimde çekiç dolaşayım :D
intikam manyağı yapın beni sonra bi elimde liste bi elimde çekiç dolaşayım :D
:E:E:E:
lady vengenance olurum dersin yaani..
seyret son filmi..
çekiç diyincee:hemm
evettt Park chan wook durmuyorrr _E iphone ile çektiği night fishing ten sonra stoker ile karşımıza çıkmaya hazırlanıyor AskSevgi bu filmin özelliği ilk kez ingilizce çekilecek filmi olmasıdır..
Haberler geldiğinde filmin konusu açılacaktır :cin:
vBulletin v3.8.0, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.