PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ajda Abla


delimanyak
03-02-2012, 21:25
Bazı işleri birileri yapmalı. O kimsenin yanaşmadığı hor gördüğü işleri yapanlar olmasa bu dünyanın hali nice olur kim bilir. O işleri yapanlar da çok mutlu değiller zaten hallerinden, lakin dediğim gibi bu dünya böyle dönüyor. Mesela benim işim. Her gün tekrar tekrar masalara meze olmak, bir sürü adamın sigarayla karışık kekremsi ağız kokusunu çekmek zor zanaat. Birileri yapmalı, o birilerinden biri de benim.

Her sabah erkenden yıkanır, aklanır paklanır, vitrine çıkarım. Kader ortaklarım gibi. Sahne adım Ajda'dır. Kızlar Ajda abla derler bana. Zamanımın gelmesini beklerken diğer kızlarla fısıldaşırız heyecanlı heyecanlı. Kendi aramızda geliştirdiğimiz o oyunu oynarız. Kimin masasına gideceğiz oyunu. Gelenlere şöyle bir bakar, tahmin etmeye çalışırız. Yeni kızlar pek bi heyecanlı pek bi körpe, beğendikleri adamın masasına gitmek için sessiz sessiz dua ederler içlerinden. Bilirim. Bilirim ya anlayamam da onları. Ben daha profesyonel yaklaşırım bu mesleğe. Kim olduğu fark etmez, müşterimi her zaman memnun ederim.

Yavaş yavaş dolmaya başlar bizim işletme. Sonra sıram gelir. Müşterim için donanır, masasına yollanırım. Hemen kavrayıverir incecik belimden. Nasıl karşı koysun ben sımsıcak oracıkta dururken? Metanetle karşılarım bu hevesi. Bazen hoşuma bile gider. Arzulanmak kimin hoşuna gitmez ki? Kimisi aceleci davranır hemen dudaklarını dayar ağzıma, kimi yaralı yaralı oturur önce, bazısı derdini bile anlatır. Ben iyi bir dinleyiciyimdir, sesim soluğum çıkmaz pek. Sonra vermeye başlarım istediklerini. Ben boşaldıkça onlar dolarlar. Ben sımsıcak akarken onların içlerine, onlar o zavallı dünyalarından birazcık olsun uzaklaşırlar.

Dedim ya bazı işleri birileri yapmalı. Ben olmasam ne olacak o adamcağızların halleri? Acırım onlara. Evet, "acımak". Hissettiğim tam olarak bu. Hepsi ayrı ayrı dertlerden muzdarip onca adam, nasılda doluşup bu duman altı, karanlık, mezbahane kokulu yerde mutluluğu aralar hiç aklım almaz. Aslında amaç biz de değilizdir. Amaç orada, tüm kaybedenlerle, aynı çatı altında bulunmaktır. Kimisi kumar oynar yanında tutar bizi, kimisi arkadaş ortamında muhabbet ederken elinde tutar bizi. Her biri farklı tavır takınsa da her biri özünde yalnız, acınası, kaybetmiş adamlar.

Hiç unutmuyorum, bir keresinde, adamın biri istedi beni masasına. Gittim elbet. İşimi her zaman iyi yaparım. Gözleri dolu dolu, ağladı ağlayacak. Sıkıca kavradı ince belimden, sonra beni kendine yaklaştırıp fısıldar gibi konuştu. "Ah sen ne mene bir şeysin" dedi bana. Sonra ekledi, "evimde gibi hissediyorum kendimi burada. Karım bile senin kadar yakınlık göstermiyor bana... Ben ne talihsiz bir adamım" diye. Bence de talihsizlikti bu sözleri. Kim böylesi bir yeri bu kadar benimserse, ya da kim bana bu kadar yakınlık hissederse söyleyeceğim yine budur. Sonuçta burası sıradan bir kahvehane, bense sıradan bir çaybardağı...


Aslı Akyıldız

http://www.otobug.com/yazi-763-ajda-abla