PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Sinema sohbetleri


muhammed.durak
18-12-2011, 14:44
Sinema hakkında her türlü muhabbetler burada :kamil
http://www.google.com.tr/url?source=imglanding&ct=img&q=http://blog.uncovering.org/archives/uploads/2008/ZZ408E6722.jpg&sa=X&ei=76vxTrDGMMj34QTUxpzAAQ&ved=0CAsQ8wc4Dw&usg=AFQjCNE6UvEZEMlZprDOYY2M5FoUzRDcbA

Allah'ın Sadık Kulu: Barla [2011] (http://www.sinemasia.com/forum/showthread.php?p=112226#post112226) filmi üzerinden gelişen bir sohbet..:cin:

Filmi bilemem ama üstadın gerçektende etkileyici bir hayatı var.Filmlerde hayatı parça parça ve yüzeysel işlenmesine karşın genede etkiliyor insanı.Dünyasını sırf insanların imanı kurtulsun diye feda eden,türlü türlü işkence ve sürgünlere maruz kalan bir insanın hayatının son yıllarda araştırılarak anlatılmaya çalışılmasınıda geç kalınmış sayıyorum bence.En etkilendiğim vecizelerinden birinide paylaşmak isterim:''Ben cemiyetin îman selâmeti yolunda âhiretimi de feda ettim. Gözümde ne Cennet sevdası var, ne Cehennem korkusu. Cemiyetin, yirmibeş milyon Türk cemiyetinin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun. Kur'ânımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa Cenneti de istemem; orası da bana zindan olur. Milletimizin îmanını selâmette görürsem, Cehennemin alevleri içinde yanmağa razıyım: Çünki; vücudum yanarken, gönlüm gül-gülistan olur.''

dilos
20-12-2011, 10:59
izlemedim ama izlerim önüme gelirse sonuçta inan inanma bunca insanı etkilemiş bir adam Said-i Nursi

amma velakin bir tarikat,iman,inanç adamının hayatını doğru anlatabilmek..tarafsız ya da taraflı olsa da tarafını karşıdakinin gözüne sokan propoganda tipi filmler sinirlendirir beni..
bu filmle ilgili bu tip bir ön yargım var..
çizgi film seçilmiş olması bile sevimsiz geliyor..çocuklar da izlesin etkilensin hesabı..

sen hikayeni anlatırsın ben kendi anlayacağımı anlarım demeye bırakmıyorlar seyirciyi,
sanki seyirci çocuk onlar da öğretmen
şu şudur,bu budur kafana vura vura anlatmaca..
ama dediğim gibi filmi seyretmedim benimki önyargı..

Türk insanının bbg programında bile hemen taraf olan haliyle
tarafsız tarih,kişi bakışı o kadar zor ki
muhteşem yüzyıl dizisinde padişah öpüştü diye sokağa düşülen bir ülke burası..
bilemiyorum..

muhammed.durak
20-12-2011, 12:58
Bu tür filmleri çekerken propoganda yapılmak isteniyor mu istenmiyor mu bilemiyorum.Ama şunu peşin ifade edeyim ki propaganda lafınıza da bir türlü ısınamıyorum.İrdilemeden herşeye böyle yaklaşıyorsanız hayatınız biraz zor olmalı.
Merak etmiyorda değilim ama propaganda lafıyla ne anlatmak istemenizi yada tarafsız olabilmeyi.Biz hep bunun içinde olduğumuzdan ülfet olmuş sanırım göremiyoruz.Biraz açarmısınız anlatmak istediklerinizi.

Şunuda merak ediyorum mesela:''sanki seyirci çocuk onlar da öğretmen
şu şudur,bu budur kafana vura vura anlatmaca..''

Ve ayrıca Bin yıldır islamın sancaktarlığını yapan bir ecdadın padişahının böyle garip durumlar içerisinde anlatılarak işlenmesi sizide kızdıran bir durum değil mi?Gerçeklerin anlatılmasına hiçbir zaman karşı durmadım ve durmamda ama dediğim gibi gerçeklerin böyle safsataların değil.Hangi kaynakta geçiyor dizide anlatılanlar yada hangi kaynakta Hürrem Sultan bu şekilde anlatılıyor.Dayandıkları arşiv bilgileri ilginç gerçekten

muhammed.durak
20-12-2011, 13:55
Ama yanlış anlamanızı istemem gerçekten merak ettiğim için soruyorum.

dilos
20-12-2011, 16:29
Ama yanlış anlamanızı istemem gerçekten merak ettiğim için soruyorum.

hiç tanışmıyoruz Muhammed ama ben sana bakış açımı anlatayım..

mesela kanuninin öpüşmesi bana göre son derece normal bir şey..garip bir şekil diye tarif etmen bana göre garip ..
padişahın hürreme tutkusu bunca bilinirken onun uğruna büyük oğlunu öldürtmüşken öpüşmesi midir ecdadı tuhaf göstermek..

bin yıllık ecdad lafını da kullanmam ben,islamın sancağı vs lafları da hamaset bulurum..
tarihimizdir,irdelenir ama kutsallaştırılması anlamsızdır..
tarihimiz osmanlı öncesini de sonrasını da kapsar..canının istediğini alıp diğerini atamazsın tarih sürecinden ..
osmanlının harem olgusu başlı başına sorgulanması gereken bir şeydir, kutsallık bir yana bence beter bir uygulamadır..

propaganda ifadesine gelince..
bir şeyi-tarih,kişi,olay- tek yanlı anlatan her şey propagandaya girer benim gözümde..o şöyle kutsaldı böyle özeldi güzellemesini beğenmem..ilgilenmem..
bahsedilen filmin Nursiyi yüceltmek amacı olduğu o kadar belli ki
bu bana çocukca geliyor sözüm sadece Nursiye de değil herhangi bir kişiyle ilgili de olabilir..

bir insanı,olayı,tarihi enine boyuna incelemek özelliği kolay bir özellik değildir ve üçüncü dünyada pek bulunmaz,hele islam ülkelerinde hiç var mı bilemem..
Türkler bilgi sahibi olmadan hemen sahibi olur ve fikirlerini ölümüne savunur..
ne hatamızı ne sevabımızı bilmeyiz..
bizi sevene taparız,en ufak aleyhte bir şey söyleyene düşman oluruz,
olgunlaşamamış bir çocuk milletiz ben öyle görüyorum..
sanat ,sinema vs üretimi de bu nabza şerbet vermektir,
nabza şerbet vermeyen gişede havasını alır,eleştirilir..
en uyduruk dizide kapıcılara bir laf dense kapıcılar ayağa kalkarken tarihi bir şahsiyet ya da dini bir şahsiyet nasıl irdelenecek sen söyle o zaman..

muhammed.durak
20-12-2011, 22:40
Ya benim diziyle ilgili yaptığım yorum farklı,sizin aldığınız farklı.Öpüşmesiyle alakadar birşey demedim ki.Evli iki insan arasında yaşanan olaylar beni neden ilgilendirsin.Ben halka yanlış gösterilmeye çalışılan şeylerden bahsettim.Alın işte harem gerçeği siz bile anlayamamışsız.Beter bir uygulama demeden bir araştırıp öyle yorum yapmanızı beklerdim.
Tarihimizi ve osmanlıyı kutsallaştırmakda ağır bir hitap sanırım.Osmanlı'nın islama verdiği değerle birlikte ecdadın göstermiş olduğu saygıdır bence.Bunu derken tabiki İslamdan öncesini kesip atmıyorum.Sanırım hem bakış açımız hemde çıkardığımız anlamlar farklı.
Tarihi bir şahsiyeti irdelemeye gelincede muhteşem yüzyıl gibi bir irdeleme yapılacaksa yapılmasın zaten.Ama bir projeye başlanacaksa işin ehilleri bir araya toplatılır,belgelere ve arşivlere bakılır ve istenilen değerlendirmeler yapılabilir.
İlgilenenlere bir Prof. den Harem Gerçeği (http://ahmetakgunduz.com/articles/articles-tr/other-articles/102-haremle-lgili-ddalara-cevaplar.html)

dilos
21-12-2011, 10:12
Ya benim diziyle ilgili yaptığım yorum farklı,sizin aldığınız farklı.Öpüşmesiyle alakadar birşey demedim ki.Evli iki insan arasında yaşanan olaylar beni neden ilgilendirsin.Ben halka yanlış gösterilmeye çalışılan şeylerden bahsettim.Alın işte harem gerçeği siz bile anlayamamışsız.Beter bir uygulama demeden bir araştırıp öyle yorum yapmanızı beklerdim.
Tarihimizi ve osmanlıyı kutsallaştırmakda ağır bir hitap sanırım.Osmanlı'nın islama verdiği değerle birlikte ecdadın göstermiş olduğu saygıdır bence.Bunu derken tabiki İslamdan öncesini kesip atmıyorum.Sanırım hem bakış açımız hemde çıkardığımız anlamlar farklı.
Tarihi bir şahsiyeti irdelemeye gelincede muhteşem yüzyıl gibi bir irdeleme yapılacaksa yapılmasın zaten.Ama bir projeye başlanacaksa işin ehilleri bir araya toplatılır,belgelere ve arşivlere bakılır ve istenilen değerlendirmeler yapılabilir.
İlgilenenlere bir Prof. den Harem Gerçeği (http://ahmetakgunduz.com/articles/articles-tr/other-articles/102-haremle-lgili-ddalara-cevaplar.html)

bir proje,bir film,bir dizi adı üstünde dizidir,filmdir
sizin ya da benim kafamdaki algıyı doğrulamak üzere yapılmaz filmler..
yazar,senarist kendi bakışını ,kendi yorumunu yazar..
profesör yorumu gerekmez,çünkü her konuda hem sizin hem karşıdakinin görüşlerini doğrulayan profesörler vardır ..
isteyen izler istemeyen izlemez
bu kadar basittir..

eğer bir seyirci iseniz, film seyretmeyi seviyorsanız-burada üye olan birinin öyle olduğunu umalım- bunu da bilirsiniz öyle değil mi..

ha hepimizin hayat hakkında, kutsal hakkında, aşk hakkında kendimize ait görüşlerimiz,deneyimlerimiz vardır ama bunu her filme,hayatın her alanına illa taşıyayım sadece kendi onayladığımı seyredeyim derseniz de bu da bir bakış açısıdır..
öylesini izleyin diğerini de izlemek isteyenlere bırakın derim..herkesin seyrettiği kendisini bağlar

muhammed.durak
21-12-2011, 10:41
Yazar veya yönetmen dizi veya filmde tabiki kendi yorumunu katacaktır ama tarihi kişileri anlatırkende gerçekleri anlatma durumundadır.İstediğini istediği şekilde bir kaynağa dayandırmadan anlatamaz bence.Benimde sevmediğim ve hoşlanmadığım insanlar var bu hayatta o zaman bende çıkayım uyduruk bir senaryo yazarak kişiyi yerin dibine sokayım.Ya bu bence kişiye yapılacak bir zulumdur bence. Bu ister padişah olsun,İster bir din adamı,ister bir ateist,istersede bir diktatör farketmez.Eğer kişi tarihe mal olmuşşa doğru tanıtılmalı.Yoksa bir yönetmen ele aldığı konuyu istediği gibi işleyebilir.Buna karışan yok.Bunu engelleyen yok.Türkiyede kaç tane film yasakalanmıştır ki bu güne kadar
Linkide yanlış bilinen bir olguyu öğrenmek ister birisi diye koymuştum.Bu benim görüşümü doğrulayan birisi olmak zorunda değil tanınan ve herkesçe kabul edilmiş olması hasebiyle onu koydum.Onun dışında çok değerli prof. ve tarihçi yazarlarımız var.Herşeyi belgeleriyle ortaya koyuyor.Ben bunu koydum illa bu adam haklıdır demiyorum.
Film yorumlarına gelince konuyu benim açmam hasebiyle bunları yazıyorum.Kore dizi ve filmlerini severek izliyorum ama her konuya cevap yazmak zorunda değilim.İzlerim beğenirim benim dünyamda kalır o pek paylaşımcı değilimdir.

biyo
21-12-2011, 11:59
yazdıklarınızı okumak çok hoşuma gtti :) saygı çerçevesini bozmadan böyle yazılar okumamıştım uzun zamandan beri.. ancak konu ile ilgisi her mesajdan sonra daha da azaldığından böyle bir başlığa taşıdım ;)

grönte
22-12-2011, 04:46
Ben de bütün yazılanları okudum. Katıldığım ve katılmadığım konular var. Aferim bana.

Ama okumak çok zevkliydi =) Çok sevdim, çok beğendim. Çok teşekkürler.

Şimdi balıklama atlıyorum, dikkatinize!!!

Yaşamış kişiler ve yaşanmış olaylar sinemada ya da başka bir eser içinde betimlenirken bilimsel sağduyu ve topluma karşı sorumluluk beklerim. Değil bir dizi bir kısa film, reklam, edebi bir ''paragraf'' için bile bu geçerlidir benim gözümde.

Yalnız bu gibi durumlara özel, sanatçının hayal dünyasını alır-hiç kusura bakmasın sanatçımız-bir kenara koyarım.

Peki neden? Nedenim şu: Özellikle Hollywoodunkiler başı çekmek üzere geniş hedef kitlesi olan yapımlar dünyada bir çok milleti (Çinliler, Japonlar, Koreliler, Araplar, genel olarak Ortadoğu milletleri, Afrikalılar, Güney Amerika milletleri, Hintliler, ...) yıllarca çok kötü fena gösterdiğiden artık ''stereotyping'' denen illet nerdeyse WHOnun gündemine alınacak. Alınsa yeridir bence.

Tanımadığımız bilmediğimiz görgüler, okumadığımız (oto)biyografiler ve anılar, duymadığımız yaşamadığımız olaylar kimileri tarafından canavara dönüştürülüp oturtulmuş gözümüzde.

Yani hangimizin aklına, Nazi dönemi-Hitler-Antisemitizm deyince Schindler'in Listesinden bir sahne gelmiyor?

Bir çok toplumu modern dünyada rencide eden bu tip örnekler çok var.

Tabi sorunları sinemanın hatta sanatın üstüne yıkıp diğer eksikleri ve çarpıklıkları saymamak yarar vermez. Ama sinemanın elinin kolunun uzunluğunu da gelin yadsımayalım.

Gönül ister ki tarih kendi dokusu içinden çekip alınıp bugünün aklıyla silah olarak kullanılmasın.

Gönül ister ki dünyadaki bütün insanlar bilinç yumağı ve sevgi pıtırcığı olsun. Kendinin ötekinin berikinin gelmişini geçmişini abesle iştigal işlerden öğrenmesin, bunlara dayanmasın güvenmesin.

Sanat sanat için olsun. Tarih de uygarlık için.

Ama bütün bu dileklerim o-la-nak-sız.

Yalnız ülke sınırları içinde değil dünyada durum böyle. O yüzden kendi üstümüze de çok gelmeyelim.

Bu arada cahiilllin önde gideni bendeniz Said-i Nursi hakkında hiçbir zerre bilmediğim ve filmi de izleyemediğim için bu konuya girmedim. Keza Muhteşem Yüzyıl'ı da bir bölüm bile izleyemedim.

O hâlde ne demeye burda konuşuyorum? Çay isteyen var mı?

dilos
22-12-2011, 09:18
sinemanın çok güçlü bir kitle erişim aracı olduğu doğru..
ama yine de her filmin mesajı ancak bir yere kadar...
bu mesaj fazlaca göze sokulup beceriksizce yapılınca son derece itici oluyor ama shindler listesi gibi iyi bir filme konunca elbet etkileyici ve kalıcı olur..
buna karşı olmak bir şeyi değiştirmez
bunun amerikan icadı olduğunu söylemek de
adam olursun ,adam gibi film çekersin sen de mesajını doğru dürüst verirsin..iyi sinemanın kendi şartları vardır..
anlattığı olay ya da kişi ne olursa olsun filmin iyi olması şarttır..

ya da biz çok iyiyiz,şanlı ecdadımız var, türkler bi tanedir der durursun ama kendin söyler kendin dinlersin..

muhteşem yüzyıl osmanlının harem oyunlarına ayna tutan bir dizi ama bizim millet süleyman şöyle astı böyle kesti ,dünyayı fethetti derdinde olduğunda onları kesmedi sanki..
malkoçoğlu misali bir süleyman isteyeni kesmez tabii ki..
kadını öptü aman allahım ecdad bunu yapar mı diye sokağa dökülmedi mi bazısı
komik ötesi..

grönte
22-12-2011, 20:45
sinemanın çok güçlü bir kitle erişim aracı olduğu doğru..
ama yine de her filmin mesajı ancak bir yere kadar...
bu mesaj fazlaca göze sokulup beceriksizce yapılınca son derece itici oluyor ama shindler listesi gibi iyi bir filme konunca elbet etkileyici ve kalıcı olur..
buna karşı olmak bir şeyi değiştirmez
bunun amerikan icadı olduğunu söylemek de
adam olursun ,adam gibi film çekersin sen de mesajını doğru dürüst verirsin..iyi sinemanın kendi şartları vardır..
anlattığı olay ya da kişi ne olursa olsun filmin iyi olması şarttır..

ya da biz çok iyiyiz,şanlı ecdadımız var, türkler bi tanedir der durursun ama kendin söyler kendin dinlersin..



Diloş, minıh kapitalist dünyamızda dediklerin olduğu gibi geçerli, evet =) Gerçek bu, kesinlikle.

Amerikan icadı yerine de yüksek bütçeli işler yapabilecek eğitimli ve deneyimli kadroya sahip teknolojiye teknoloji demeyen sinemalar derim ben olsam.

Zaten benim minıh ütopik dünyamda istediğim iyi çekilmiş bir Pearl Harbour'a karşı iyi bir Hanoi çekilebilmesi olanağı. Ama olmazz, olamaz imkansız. Adı üstünde ütopya bu.

Geyşalar, Samuraylar, Ninjalar gibi bilinmeyen dünyaların bilinmeyen kavramları da bilinçsiz sinemacıların kurbanı oldu gitti, ruhuna Fatiha. Bir Jap arkadaş bu konular yüzünden günün birinde böyle ağlamaklı olduydu da öyle deme ama bak biz de nomad barbarlarız diye avuttuydum kendini, canım benim :(

Demek istediğim sinemada sistematik manipülasyon ve provokasyona karşı olduğum. Bu tip sanatımsı ticari metalar da yerin dibine batsın bir zahmet.

Schindler'in Listesi dahil hiçbir filmi iyi yapımdı diye tartışmam. Oscar'ı Cannes'ı vs vs vsyi umursamam. ÖSS en başarılı öğrencileri belirlemez. Çizimden her AA alan süper yetenek sayılmaz. Bu kişisel görüşüm. Beğeniler de çok kişisel. Bence (düzeltme: teknik değil) teknolojik (olacak bu) açıdan gün görmemiş Poongsan o diliyle Schindler'in Listesine bin basar, çok afedersiniz alayına değil tümenine gider.

Bu şanlı ecdad edebiyatı da gördüğüm kadarıyla yalnız Türklere özgü değil. Türklerin hepsine özgü hiç değil. Genetik değil ya da hemen her millette aslında Türk olup ama kendini o milletten sanan hatırı sayılır bir nüfus var? Suç, ayıp, günah da değil bence. Sadece, toplumların bireylerin birlikteliğini ve toplumun bütünlüğünü sağlamak bir de değerlerde ortaklık kılmak için, yani toplum olmak için uyguladığı içgüdüsel bir yöntem diye görüyorum bunu. Equilibrium koşullarında (yani dış basınç iç basıncı dengelerken) gayet doğal ve yararlı. Ötekilere mok atılıp faşizme gitmediği sürece ben razıyım. Ya kapuçin maymunları gibi olsak? Öbür primatlardan kız alma verme yok, toplumu terketme yasak, tam bağlılık ve işbirliği mecburi, düşünce özgürlüğü atadan oğula geçiyor...

Muhteşem Yüzyılı bilmediğim gibi sokağa dökülen güruhu da bilmiyordum. Fazla birşey kaçırmamışım sanırım :E

İnsanların duyarlılığına empati duymaya çalışıyorum. Her kafa aynı işlemediği için manevi ve fiziki şiddete varmadığı sürece seyreylerim gümbürtüyü. Ama bu bir reaksiyonu ateşler ucu da bütün düşünceleri yakmaya giderse? Hayır, benim düşüncemin hayatta kalmaya hakkı olduğu gibi onların düşüncesinin de böyle bir hakkı var. Yeter ki onursuz olmasın aşk.

Çok çeşitli milletlerden gelen insanlarla çok içli dışlı oldum da gördüm: Bizim millet de o kadar kötü değil ama :saril:

KaNeSHiRo
22-12-2011, 20:52
Takipteyim... ;)

dilos
23-12-2011, 09:07
grönte..döktürmüşsün..keyifle okudum..aslında söylediklerin burada üye olup doğu sinemasını seven çok insan için aynen geçerli ama bu büyük teknolojinin,emeğin,profesyonel çalışmanın hakkını yedirmiyor bize..

milliyetcilik de bize has değil elbet..hatta bizden daha fazlasını yaşayan çin gibileri de var..
genellemelere karşı olsam da türklerin saf olduğunu düşünüyorum,iyi tarafımız çok ama iyi taraflarımızı bir araya getirip ortaya bir şey cıkartma işimiz zor..kendimizi eleştiremiyoruz aşağılık duygularımız çok güçlü her şeyde biz iyiyiz,biz haklıyız olmaz tarihe de ,dine de,ülkeye de ya sev ya terk et dışında bakabilecek biraz daha konuyla mesafeli bakış açısı olmaması benim eleştirim yoksa
tarihi filmlerin malkoçoğlu,tarkan düzeyinden muhteşem yüzyıl düzeyine gelmiş olması bile bir şey..

oscarı takmam diyorsun ya..film ve kalite olarak ben de takmam ama takacak yönleri çok..
bizdeki iki günlük adamlar bir antalya festivaline ego derdinden gitmezken oscar töreni dünyanın bildiği onca insanı biraraya topluyor,adam gibi giydiriyor-jean giyer gelirim yok-
ve en hayran olduğum böylesi bir canlı yayın nasıl saniye aksamıyor..profesyonellik işte böyle bir şey..
oscarı eleştirmek başka adamların sinema ticaretini dünyaya nasıl profesyonel sunduğunu izlemek başka..

biyo
23-12-2011, 23:01
hayatımda yaptığım bir hata sonucunda(my sassy girl remakeni indirmek isterken kore yapını indirmiş olmamla) kore filmleriyle başladım bu uzakdoğu merakına.. Neden buradan girdim bilmiyorum :D sinemaya olan ilgim bu olaydan sonra daha da büyüdü galiba ondan.. Çoğunlukla bizde olduğu gibi amerikan filmlerinde yada genel olarak dünya sinemasında bir egoistliğin olduğu bariz açık.. Onca emekle çekilen filmlerin reklam broşürü haline gelmesine ben çok üzülüyorum. Film onu çeken yönetmenindir, onu yazan senaristindir, onu oynayan oyuncunundur. Eğer bir yeri tanıtmak istiyorsan belgesel çekersin ama işi öyle yerlere getiriyorlarki amaç ile araç karışıyor.. Misal söz konusu filmde de önemli olanın barla değil inanç olduğunu görmek gerek.. ancak filmde reklam kokan hareketleri gördüğünüzde iş değişiveriyor en azından benim açımdan.

Gelelim süleymana..Açıksası bizim izlediğimiz süleyman yönetmenin senaristin süleymanı tarihini yaşayan süleyman değil..Eğer öyle olsaydı bu bir belgesel dizisi olurdu..(eski belgeler, görüntüler, tarihçiler vs girerdi işin içine) Aslında muhteşem yüzyıl dizisindeki adam adı süleyman olan senaristin yarattığı başka biri..Bunu anlamak gerek. Yani Barla da aslında barla değil biz onu yönetmenin gözünden süzgecinden görüyoruz..Peki bu filmler belgesel filmi mi değil. O zaman niye tartışılıyor anlamıyorumm..

''Biri bütün gerçekliğiyle çırılçıplak soyunsa da sen ona ön yargını giydirirsin.'' denmiş ama acaba biri bütün gerçekliğiyle gerçekten çırılçıplak soyunabilir mi?

bunu sadece istisnalar dışında g.kore filmlerinde görmek mümkün.taraf tutuyorum gibi algılanabilir bir cümle kurdum sanırım_E evet tutuyorum.. hiç kimse bunun olabileceğine inanmıyor muhakkak saklanılacak birşeylerin varlığını hepimiz biliyoruz çünkü..Bu nedenle çekilen filmlerde hiç kimseyi eleştiremiyoruz ki bunu yapan filmler genelde sanat ödülü alırlar.. Hiç dünyayı felakete götüren bir amerikan filmi göremeyiz mesela hep onlara kötülük yapılır hep onlar suçsuzdur ve hep onlar dünyayı kurtarır..Bu aralar japon yapımlarında da dünyayı kurtarma fikri baskın neden bilmiyorum..ama bir sebebi olduğu belli..

Sonuç, bu film olsun che, gandhi, mustafa vs... olsun izlediğimiz kişi sandığımız kişi değil. Biz yönetmenin bize gösterdiğini görürüyoruz. O yüzden bu tarz filmlere sorumluluk yüklemek yada bir sosyal sorumluluk taşıdıklarını söylemek mümkün değil.

grönte
24-12-2011, 03:19
Diloş, Muhteşem Yüzyıl'ı sırf o gelen düzeyin hayallerimi şakur şukur yıkmasından korkumdan (ve böyle böyle abuk sabuk isim tamlamalarından... ah ya bir konuşabilsem) izlemiyorum. Bir sinemanın elinde bu kadar tarihi malzeme olur da nasıl dönem filmlerinde bu kadar kabız olur? Ama Tudors'u bizde çeksen?.. Ben demedim, demedim bunu, silin sil sil...

Sonuç, bu film olsun che, gandhi, mustafa vs... olsun izlediğimiz kişi sandığımız kişi değil.

Ne kadar düşüncelerime tercüman olan bir cümle! --> Bir de buna bak, ne kadar Türkçeden nasibini almamış bir cümle =(

O yüzden bu tarz filmlere sorumluluk yüklemek yada bir sosyal sorumluluk taşıdıklarını söylemek mümkün değil.

Ne yazık ki bazen kafamdakileri eksik ve yanlış anlattığımı düşünüyorum. İşte bu cümleyi okuyunca aklıma geldi de yazayım dedim. ''Topluma karşı sorumluluk'' dediğim aslında tam olarak ''isim hakkı''na saygı duyma. Hah böyle daha iyi oldu.

Örneğin tarihi bir olayı ya da tarihi bir kişiliği aldınız. İşinize geldiği gibi o olayla ilgili kronolojik/istatistiksel/belgelenmiş verileri değiştirdiniz, bozdunuz eserinizde. Ya da filminizde o kişiyle yakından uzaktan ilgisi olmayan ithamları ona yapıştırdınız, bööyle sıvadınız. Ağır hakaretler ve küçük düşürme olması şart değil, ola da bilir.

Şimdi tescilli bir ticari markayı bir yapımda aşağılamak yasak iken adı sanı bilinen bir insanoğlunu eşeğin kulağına sokup çıkarmalarına da - ki bunu yapabilecek gudubetlerden mahrum değiliz - izin verilmemeli derim. Yenilmemiş halt değil.

Yani filmde Coca-cola içen biri ''ıyyy, biliyon mu bunların depoları ağzına kadar fare doluymuş!'' diyemiyorsa gibi.

Bence en önemli olan kişilik haklarına saygıdır.

Yani sanırım övebiliyorsunuz, yerebiliyorsunuz ama sövemiyorsunuz.

Örneğin Angela'nın külleri. Kitabı okudum (ki otobiyografiye girer), filmi seyrettim. Evet, yönetmenin başkahramanı, kitapta kendi yaşamını anlatan adamla aynı değildi. Hatta Frank McCourt (yanlış hatırlamıyorsam) çokça sitemkardı bu konuda. Bu benim üzerine düşeceğim bir konu değil. Frank'in canı sıkılmıştır tabi.

Şimdi Mao'yu düşünelim. Mao deyince Sarı Çizmeli Mehmet Ağa değil, herkes biliyor. Yönetmen de çıksın benim Maom bu diye tutsun (şimdi burda ne desem kabahat olur, yaptıklarını eğri de bulsam doğru da bulsam) ilgisiz bir karakter yaratsın. Canı sağ olsun, sanatçıdır ne yapsa yeridir mi diyeceğiz?

Mustafa da dese, Kemal de dese, Atatürk de dese kimi kastettiği belliyken O kişinin yaşamındaki yeri yurdu tarihi belli olayları kafaya göre yazıp çizip bozamazsın.

Geceyarısı Ekspresi'nden kaaaç seneleeerce çektiğimizi hatırlıyorum, ahh ah... O zamanlar Avrupa ve Denizaşırı ülkelerde ''nefret suçu'' kavramını bilen eden yoğidü. Şimdi var mı? (Daha ilgisiz ama şu Camel'ın üstündeki Turkish Blend vak'ası - sonuç: ''camels everywhere'' :E )

Yani benim ''topluma karşı sorumluluk'' dediğim meğer ''yasal sorumlulukmuş''. Ben daha idealist takılıyom böyle --> :cool:

Yoksa herkes Roma'daki gibi beğenmediği senatöre oğlancı diye kulp takar.

Ben yasaları kuralları çiğnemem, öyle bir insan değilim :mel: Ama ben yasayı çiğnemem diye ceza hukuku oluşturulmasın mı? Sinema ahlakı da oluşturulsun (+18le ilgisi yok, içiniz fesat :D ). Eseri sanatçı denetlesin. Ama bir de sanatçı var sanatçı vaaar.

Bir de burda konuştuklarımızı siz-ben-sen-biz anlıyoruz. Ama o-onlar da var.

Hatırlatmak istemezdim, yakın zamanda bir karikatür krizi çıkmıştı. Adamlar müslüman değil oki, yine de karakaççanlar gibi geri adım attılar. Çünkü neden: Kitlesel hışımdan korku. Eh hani özgürlük? İnsan faktörü çok başka.

Herkes karihanın enginlerinde yüzmüyor. Bu yüzden yasa, yasak, kanun, ceza işliyor. En güzel yasak insanları aptallıklarından koruyan yasaktır bence.

Dediğim gibi çok uç örnekleri düşünürseniz. Çünkü insanın hayal gücü sınırsız (kötülükte de sınırsız ve bu kötülüğün nerde başladığı belli değil), ama sadece kafanın içinde sınırsız. Çünkü düşüncenin sorumluluğu yok, kesinkes. İfadenin de olmaması gerek ya neyse... (İfade ederken kaka kelimeler kullanmadan lütfen) Ama eylemin sorumluluğu var.

Benim şu küçük beynimden geçenleri bilseniz benlen konuşmazsınız bir daha :D Tabi hiçbirini eyleyemem, yassah =( Hatta söyleyemem bile ;) Buraya yazsaa... Yok yok şaka yaptım :E

biyo
24-12-2011, 12:47
naptıın yav gece gece döktürmüşsün..

bu konuda benim bakışım da çok farklı değil aslında." İsim hakkına saygı duyma" sanırım bu yönetmenin yada yapımcının her kiminse onun suçu..Kendi filmini çekici yapabilmek için kullanılmış bir reklam aracı. Bilinen biri üzerinden reklam yapıldığı çok olmuştur ama bu başka bir konuya giriyor..

Bazen yönetmenin söylemek istediği bir başkası tarafından yanlış anlaşılabilinir bu nedenle yönetmen farkında olmalıdır bu nedenle kendi süzgecini bir kenara bırakıp olanı olduğu gibi yansıtmalıdır dediğin gibi önemli bir şahsiyetten söz ettiğinde. Ama -atatürk dışında- isimlere de kişilik yapıştırmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Mustafa mustafadır neden mustafa denince aklımıza -sadece- mustafa kemal gelsin ki ? yönetmende bunun farkındalığı içinde filmini çekici hale getiriyor.. Bir dizinin adı neden adını feriha koydum olur, sadece feriha olsa izlenmez miydi bu dizi?

Elbette eylemin sorumluluğu var. Ama +18 bir film çekerken yönetmen bu filmin insanları cinselliğe teşvik edeceğini tahmin edebilir bazen çocukların süperadam gibi uçmaya çalışması, hırsızların filmlerden taktik alması olan şeyler. bu durumlarda yönetmenin suçu olmadığını söyleyebilir miyiz yada suçlu olduğunu.
kitaplardan - uyarlanan- filmlere de takığımdır neyse.
Bence film filmdir. Yönetmenin söylemek istedikleri vardır söyler ben bunları anlarım ya da anlamam.

ssultan
24-12-2011, 18:40
ben de takipteyim (=

delimanyak
01-01-2012, 12:15
şimdi zamanım yok ama okuyup ilgilenicem ben de.. :gac:

KaNeSHiRo
02-01-2012, 23:52
halen takipteyim....
Keyifle ustelik....;)