PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Psycho(Sapık)[1960]


~ hoşça'kal'
21-03-2009, 23:50
http://www.horror-movies.ca/albums/userpics/poster_025195003773_z_psycdcfu.jpg
'imdb (http://www.imdb.com/title/tt0054215/) l Filmi indirmek için tıklayın.. (http://www.sinemasia.com/forum/showthread.php?p=3814#post3814)

Tür : Korku / Gerilim
Yönetmen : Alfred Hitchcock
Senaryo : Joseph Stefano , Robert Bloch (Kitap)
Görüntü Yönetmeni : John L. Russell
Müzik : Bernard Herrmann
Yapım : 1960, ABD , 109 dk.

Oyuncular: Anthony Perkins (Norman Bates) , Vera Miles (Lila Crane) , John Gavin (Sam Loomis) , Martin Balsam (Dedektif Milton Arbogast) , John McIntire (Şerif Al Chambers)

Konusu: Marion Crane (Janet Leigh), Arizona'da bir emlak ofisinde çalışmaktadır. Sevgilisi Sam (John Gavin) ile evlenmek istemektedir ancak çiftin çok az parası vardır.
Bir Cuma günü, patronu Marion'a bankaya yatırması için 40 bin dolar verir. Marion, bu parayla Sam'le hayal ettikleri hayatı kurabileceklerine karar verir ve parayı çalarak Sam'le buluşmaya gider. Yolda Bates Motel'de konaklamak zorunda kalır.
Moteli işleten Norman Bates (Anthony Perkins), annesiyle saplantısı olan genç bir adamdır. Beraber akşam yemeği yerler ve Marion odasına çekilir. Yatmadan önce duş alırken...

Sinema tarihine geçmiş duş sahnesiyle hatırlanan ve türünün en önemli örneği olan Sapık, yönetmen Alfred Hitchcock'un da başyapıtı olarak kabul edilir.

http://www.virginmedia.com/images/psycho_blood-431.jpg
http://shootingpeople.org/bensblog/wp-content/uploads/2009/05/cusl11_hitchcock0803jpg.jpeg

yada
22-03-2009, 00:34
Sinema ile ilgilenen herkesin bildiği başyapıt.
Hatta sinema ile alaksı olmayanların bile büyük ihtimal namını duyduğu klasik film.

O efsane duş sahnesi ile gelmiş geçmiş en gerilimli ve efsane sahneye imza atan Alfred Hitchcock üstada burdan birkez daha selam çakarım.

Bir çok filminde de bu tarz efsane çekimler ve sahnelere imza atmıştır.
Keşke ölümsüz olsa idi. :o :D

tubi
21-07-2010, 00:31
vay be demek istiyorum..o dönemde böyle bi film..konu ilerleyişi,sonuca bağlanması,oyunculuklar çok iyiydi..aslında biraz önyargıyla başlamıştım filme eski olmasından ötürü ama beklentilerimin baya üstünde bi filmle karşılaştım.pişman olmadım,izlenmeli:hu:


filmin yarısına kadar cinayeti annenin işlediğini düşünürken,bazı insanların onun çok önce öldüğünü söylemesiyle şüpheye düştüm tabi ki.ama işin içinden çıkamadım:D annenin sesini duyuyoruz-oğluyla konuşuyor-,silüetini görüyoruz vs vs..aslında genel olarak annenin yaşadığını düşünerek izledim filmi,hep neden kadına öldü süsü verildiği sorusuna cevap aradım bi yandan.ama filmin sonunda bambaşka bi tablo çıktı ortaya.disosiyatif kimlik bozukluğu...başka bi deyişle çoğul kişilik bozukluğu.filmin sonunda her şey gayet net bi şekilde ortaya konmuştu,hiç bir soru işareti kalmadı.

filmde norman disosiyatif kimlik bozukluğuyla ilgili belli başlı tüm belirtileri gösteriyor.örneğin hafıza kaybı.marion'u öldürdüğünü kesinlikle hatırlamıyor,marion'un ölüsünü bulduğu zamanki şaşkınlığı bunun bi göstergesi.

beni dedektifin öldüğü sahne ve marion'un kızkardeşinin norman'ın annesiyle karşılaştığı sahne yerimden zıplattı resmen:D hele o dedektifin öldüğü sahne sırasında çalınan müzik neydi öyle:Dayrıca en son sahnede anne normanın cinayetleri kendi üstüne yıkmasına izin vermeyeceğini söylüyor ya orası da çarpıcı sahnelerden biriydi bence.